Can tanem, nur tanem, bir tanem!..
Hatırlar mısın, sana hayatım boyunca hizmet sunmak için babandan defalarca yetki istedim. Ancak ne yazık ki baban imtiyaz vermedi; imtiyazı bırak, ruhsat, kullanım hakkı veya genel izin bile vermedi. Önüme ne kadar maniler çıktı, biliyorsun: Telefon hattın sık sık değiştirildi. Evinizin önünden geçiş hakkıma izin verilmedi. Rahatsız edici aramalar yaptığım iddiasıyla polise bildirimde bulunuldu. Bazı arkadaşlar bana haksız rekabette bulundu, evlilik piyasasına girişim engellendi. Maalesef bunların hepsi oldu. Ya abin? Abi dedik, bağrımıza bastık, o ne yaptı? Hâkim durumunu kötüye kullanıp bizi sürüm sürüm süründürmedi mi?
Lütfen babana ricada bulun, artık başlık parasında taban fiyat yöntemini kullanmaktan vazgeçsin. Yine başlık parası vereyim, ama maliyet artı makul kâr veya tavan fiyat yöntemi ile bir fiyat hesaplansın. Yeter artık çektiğimiz, kaynaklarım kıt olabilir, senin masraflarına katkı payım yüksek olmayabilir, ama benim kalbimin yalnızca senin erişimine açıldığını, orada ilelebet tekelinin olduğunu unutma bir tanem… Kararları kim verecek endişen varsa, şunu belirteyim ki, seni ilk gördüğüm andan beri Başkanım sensin, ben sadece Bakan’ın oldum sevgilim...
Ben seni bulmak için az mı dolaşım da bulundum? Akrabalarıma yaptırdığım piyasa analizlerinden, sektör araştırmalarından haberin var mı? Annem seni bulurken, ne kadar ön araştırmada bulundu, biliyor musun? Seni az mı sordu, soruşturdu? Ama çok şükür ki, hiçbiri senin evlilik ile ilgili mevzuatı ihlal edici bir halini bulamadılar.
Ben derim ki kız kardeşlerin birer ikişer özelleşti, sıra sana geldi, güzellik yarışmasında en iyi teklifi vereceğimden şüphen olmasın. Birgün tüzel kişiliklerimizin birleşeceği, ortak yerleşime geçeceğimiz, tüm tesislerimi seninle paylaşacağım günlerin geleceğini ümit ediyorum. Söz veriyorum, bizim de genişbantlı spektrumlarımız, hızlı internetimiz ve fiber altyapımız olacak. Buzdolabı, çamaşır makinesi gibi batık maliyetlere girmeden, denetimden uzak ve regülasyon içinde bir ömür boyunca huzurla yaşayacağımız, aşkımızın Kanun olacağı günleri heyecanla bekliyorum.
Merak etme, arabağlantımıza az kaldı, istersen şimdiden düğünümüze bir çağrı başlatalım, davetiyelerimizi tebliğ edelim ve bir de mutluluğumuzu bir “Çağrı” ile sonlandıralım… Ne kadar güzel olur değil mi?