İstanbul’a meftun olup da dikilitaşlarını merak etmeyen var mıdır? Kıztaşı, Çemberlitaşveya Yılanlı Sütun hepsinin ayrı hikâyeleri, insanların nazarında farklı anlamları mevcut. Dikilitaşlar hakkında sağlam bir bilgiye nasıl ulaşabilirim derken karşıma Önder Kaya’nın Konstantin’in Kutsanmış Şehri kitabı çıktı. Sayfaları karıştırdığımda birbirinden ilginç konuları görünce, uzun bir zamandır rafta durmasına rağmen, kitapla herhangi bir ünsiyet kurmamış olmama hayıflandım.
Önder Kaya, dikilitaş geleneğinin Mısır’da başladığına dikkat çekerek, bu devasa yapıların daha çok tanrılara şükran sunmak amacıyla inşa edildiğini belirtiyor. Yazara göre İstanbul’daki dikilitaş geleneğinde ise Roma etkisi baskın. Romalıların yaptığı dikilitaşlar bazı açılardan farklı olduğuna vurgu yapıyor. Mesela tepelerinde tanrıların heykelinin bulunması Roma’ya has bir özellikmiş.
Kitaptan öğrendiğimize göre günümüzde İstanbul’da Bizans döneminden kalan 7 adet dikilitaş mevcut. Bazıları dışardan getirtilmiş bazıları ise burada yaptırılmış. Her biri farklı dönemlerin şahidi olarak farklı anlamları omuzlamış. Bizans döneminden itibaren halk arasında onların tılsımlı olduğu ve İstanbul’u büyük felaketlerden koruduğu yönünde güçlü bir inanç oluşmuş. Evliya Çelebi’nin yazdıklarından bu batıl inancın 17. yüzyıl Osmanlı toplumda bile etkisini sürdüğünü öğreniyoruz. İsterseniz şimdi sırayla Bizans döneminde kalma bu 7 dikilitaşın hikâyesine kulak verelim.
1. İstanbul’un en gösterişli Dikilitaş’ı
Dikilitaş denilince akla ilk gelen odur ve diğerlerinin de ortak adı olmuştur. Bizans döneminin meşhur eğlence mekânı olan Hipodrom’da, yani bugünkü Sultanahmet meydanında çağlara meydan okumanın verdiği bir gururla tepeden bakar bize. Hipodrom meydanında araba yarışlarının Konstantinus döneminde başlatıldığı rivayet edilir. Bu yarışlara zamanla gladyatör dövüşleri ve diğer spor müsabakaları eklenmiş. Bunlara paralel olarak hipodrom meydanına abidevi taşlar dikilmiş. Dikilitaş da onlardan biri.
Eser, İstanbul’un en gösterişli dikilitaşı olma özelliğini haiz. Mısır’daki büyük Karnak Tapınağı’nın kapısındaki devasa sütunlardan biri olan bu taş MS 361-63 yılları arasında imparatorluk yapan Julianus tarafından İstanbul’a getirilmek üzere yerinden söktürülür. Ancak o sırada imparator ölünce bu abidevi yapı parçalanmış bir vaziyette olduğu yerde unutulur. 30 yıl sonra I. Teodosius döneminde hatırlanır ve İstanbul’a getirilmesi için emir verilir. Yaklaşık 32 gün süren bir uğraştan sonra dikilitaş İstanbul’a getirilir fakat I. Teodosius taşın dikildiğini göremeden ölür. Bu devasa taş gemiye yüklenebilmek için ikiye bölünmüş ve yerine yerleştirilmesi günler almış. Tepesindeki hiyeroglif yazılar Mısır firavunu III. Tutmosis’in zafer kitabesidir ve çağlar boyunca bunlarda tılsımlı güçler bulunduğuna dair yaygın bir inanç mevcut. Sütunun kaidesinde Bizans İmparatoru I. Teodosius’un hayatından bazı kesitler ve hipodromdaki araba yarışlarından bazı sahneler resmedilmiştir.
2. Haçlıların hışmına uğrayan Konstantinus Sütunu
Hipodrom meydanında yer alan dikilitaşlardan biri olan bu yapıyı ancak dikkatli bakarsak fark edebiliriz. Kim tarafından diktirildiği bilinmiyor. Ancak kaynaklara, 911-959 yılları arasında hüküm süren VII. Konstantinus tarafından tamir ettirildiği için bu isimle anıldığı kaydı düşülmüş. “Örme Sütun” da denilen eser, 1204 yılına kadar oldukça görkemli bir görünüşe sahipmiş fakat o yıl şehri işgal eden Haçlı barbarlığından o da nasibini almış. Çevresindeki tunç ve bakır levhalar yerinden söküldüğü için eser hakkındaki ayrıntılara da ulaşmak mümkün değil.
3. Pers ganimetiyle yapılan Yılanlı Sütun
Öteki adıyla Burmalı Sütun boyutları ve şekli itibariyle Sultanahmet meydanındaki diğer dikilitaşlardan oldukça farklıdır. Adeta toprağın içine gömülü bir vaziyettedir. Eser Yunanistan’dan getirilmiş olsa da biraz Pers izi de taşımakta. Zira bu abide MÖ 480 yılında Persleri büyük bir yenilgiye uğratan Sparta Kralı Pausanias tarafından savaş ganimetleri kullanılarak yaptırılmış. Ardından da tanrılara bir şükran hediyesi olarak Delfi’deki Apollon tapınağına yerleştirilmiş. Hipodram meydanına getirilmesi ise Büyük Konstantinus dönemine rastlar. Maalesef günümüze sadece gövde kısmı ulaşabilmiş.
İstanbul’u ziyaret eden yabancı seyyahların hatıralarından abidenin Osmanlı döneminde de önemini koruduğunu biliyoruz ancak hangi felaket sonucunda toprağa gömüldüğü hakkında malumat yok. Tamamen toprak altında kalan eser 1856 yılında yapılan kazılar sırasında bulunur ve bugünkü görünüşünü alır.
4. Bir semte adını veren Çemberlitaş
Bulunduğu mekâna adını veren bu eser Büyük Konstantinus döneminde şehre getirilmiş. Daha önce Roma’daki Apollon tapınağında olduğu biliniyor. İstanbul’a getirildiğinde üstündeki Apollon heykeli kaldırılarak Konstantinus’un heykeli konmuş. İmparatorlar değiştikçe bu heykeller de değişmiş. Eser Osmanlılar dönemine sağlam bir şekilde gelse de 1672 yılında çıkan yangında büyük zarar görmüş. Bunun üzerine Sultan II. Mustafa, etrafının demir bir çemberle desteklenmesini ister. Bu yüzden de halk arasında Çemberlitaş adını alır.
5. Fatih semtinin gözdesi Kıztaşı
Bizans döneminde Marsianus Sütunu adıyla bilinen eser Konstantinopolis valisi Tatinanus Decius tarafından, 450-457 yılları arasında imparatorluk yapan Marsianus onuruna dikilmiştir. Bu bilgileri eserin kaide kısmındaki Latince yazılardan öğrenmekteyiz. Kaidesindeki zafer tanrıçası Nike’yi temsil eden resimlerin kıza benzetilmesi sebebiyle eser, Osmanlı döneminde Kıztaşı adını almış. Mahalle kayıtlarında da adı bu şekilde geçer.
6. Bugüne ulaşamayan Arkadius Sütunu
Kıztaşı gibi İstanbul’da yapılan dikilitaşlardan biridir. Aksaray’da Haseki mahallesinde bulunan eser günümüzde harabe bir vaziyette. Arkadius, ilk Bizans imparatoru olarak kabul edilir. Eserin orijinalinin 50 metre uzunluğunda olduğu ve 17. asrın sonlarına kadar da ayakta olduğu biliniyor. Ancak İstanbul’da yaşanan tabii afetler ve yangınlar sebebiyle büyük hasar gördüğü düşünülmekte. Lale devrinde Sultan III. Ahmed, beklenmedik bir anda yıkılarak, can kaybına yol açmasından korktuğu için sütunu yıktırır.
7. Geçmişi kayıplara karışan Gotlar Sütunu
Bizans döneminde kalan son dikilitaşın Gotlar Sütunu. Adı dışında bir de Sarayburnu’nda yer aldığını bildiğimiz eser hakkındaki bilgiler çok sınırlı. Abidenin üzerinde yazan “Gotlara karşı kazanılan talihe teşekkür” ibaresinden hareketle Gotlara karşı kazanılan bir zafer anısına dikildiği düşünülmekte. Fakat birçok Bizans hükümdarı bu savaşlara iştirak ettiği için eserin hangi dönemde yaptırıldığını tespit etmek imkânsız görünüyor.