Osmanlı Devleti'nin 25. padişahı, 90. İslâm halifesi: Sultan III. Osman
Osmanlı Devleti'nin 25. padişahı, 90. İslâm halifesi olan III. Osman, 3 Ocak 1699(1 Recep 1110) tarihinde Edirne Sarayı'nda dünyaya gelmiştir. Babası II. Mustafa, annesi Rus asıllı Şehsuvar Vâlide Sultan’dır. Babası II. Mustafa tahttan indirildiğinde III. Osman henüz dört yaşındaydı. Babasının ölümünün ardından İstanbul'a, Topkapı Sarayı'na getirilmiştir. Burada tahta çıktığı 55 yaşına kadar sarayda bir çeşit hapis hayatı yaşamıştır. Fakat buna rağmen yine de iyi bir eğitim görmüştür. Din, edebiyat, tarih ve tıp kitaplarına özel bir ilgi duymuştur. Osmanlı tarihinde en uzun zaman Şimşirlik Dairesi’nde kalan şehzade olarak bilinir. Burada amcası III. Ahmed'in(1703-1730) ve ağabeyi I. Mahmud'un(1730-1754) toplamda 51 sene süren uzun saltanatları süresince kapalı kalmıştır. Çocukluğunu, gençliğini ve orta yaşlılığını hep bu dış dünyadan uzak, gerçek anlamda özgürlükten mahrum olarak geçirmiştir. Sadece güzel havalarda Harem taşlığına çıkartılıp hava almasına müsaade edilirdi. Öyle ki Eski Saray'a kapatılan annesi Şehsuvar Kadın'la görüşmesine bile izin verilmezdi. Bu dönemde Osman'ın "piştahta" denilen taşınabilir küçük masalar, çekmeceler yaptığı söylenir.
Kadınlarla yıldızı pek barışmayan III. Osman'ın eşleri Zevkî Kadın, Leyla Kadın ve Ferhunde Emine Kadın'dır. Onun da tıpkı I. Mahmud gibi varisi olacak çocuğu yoktu.
Yarım asırlık çileli kafes hayatından sonra gelen üç yıllık padişahlık
III. Osman, ağabeyi I. Mahmud’un cuma selâmlığından dönüşünde vefatı üzerine 14 Aralık 1754 (28 Safer 1168)'te 55 yaşında iken Kafes Kasrı'ndan alınarak tahta çıkarılmıştır. Atılan toplarla saltanat değişikliği ilân edilmiştir. Tahta çıkışı sebebiyle adına düzenlenen kılıç alayında Eyüp Sultan Türbesi’nde Şeyhülislâm Seyyid Murtaza Efendi’den kılıç kuşanmıştır. Bunun akabinde emekliler de dahil olmak üzere, yüklü miktarda bir cülus dağıtmıştır. Yeni padişah III. Osman, yayınladığı bir fermanla her saltanat değişikliğinde toplanması bir çeşit kaide olan rüsum-ı cülusiye(tımar, zeamet ve diğer makam sahiplerinden cülus dolayısıyla alınan vergi) denen vergiyi kaldırmıştır. Tahta çıktığında hutbelerde adının "sultanü'l berreyn ve'l bahreyn"(iki kara ve denizin sultanı) olarak okunmasını istemiştir.
Sultan III. Osman'ın tahttaki ilk emri, vefat eden ağabeyi I. Mahmud'un, yaptırdığı Nuruosmaniye Camii yanındaki türbeye değil, Yeni Cami Türbesi'ne gömülmesi buyruğu olmuştur. Cülusun altıncı günü valide alayı düzenlenerek annesi Şehsuvar Sultan kalabalık bir törenle tahtırevanla Eski Saray'dan Topkapı Sarayı'na getirilmiştir.
Sultan III. Osman tahta oturunca devlet kademelerine, güvendiği liyakatli kişileri getirmiştir. Elindeki ve emrindeki yöneticileri sık sık değiştirmiştir. Padişahlığının ilk yıllarında Anadolu'da, Rumeli'de, Mekke ve Medine'de eşkıyalık olayları arttığı için öncelikle bu sorunun çözülmesi için çalışmıştır. Bunun önlenmesine yönelik tedbirler almıştır.
Sultan III. Osman üç yıllık saltanatı döneminde sadrazamlığa altı, şeyhülislamlığa dört, kaptanıderyalığa bir kez atama yapmıştır. Sadrazamların görevlerinden uzaklaştırılma nedenleri arasında yolsuzluk, yalan konuşma, yangınlar ve halkın şikâyetleri vardır.
Sultan III. Osman tahta oturduktan bir süre sonra, 15 Şubat 1755'te Bahir Mustafa Paşa'nın yerine Hekimoğlu Ali Paşa'yı sadrazam tayin etmiştir. 18 Mayıs 1755'te Hekimoğlu Ali Paşa sadrazamlıktan alınmış, yerine Başdefterdar Naili Abdullah Paşa getirilmiştir. 24 Ağustos 1755'te Bıyıklı Ali Paşa, 25 Ekim 1755'te Yirmisekiz oğlu Mehmed Said Paşa sadrazam olmuştur. 1 Nisan 1756'da Bahir Mustafa Paşa ikinci kez sadrazamlığa getirilmiştir. 11 Ocak 1756'da Koca Ragıp Mehmed Paşa sadrazamlığa tayin edilmiştir.
Sultan III. Osman, şefkat ve merhamet sahibi iyi bir insandı.
Sultan III. Osman şefkat ve merhamet sahibi iyi bir insandı. Fakat Şehzadegan Dairesi'nde uzun süre kaldığı için sinirleri yıpranmıştı. Bundan kaynaklanan asabilikleri de vardı. Çabuk kızar, sert ve ani tepkiler verir, sinirli tavır ve davranışlar sergilerdi. Müzikten ve kadınlardan hoşlanmazdı. Bu yönüyle kendisinden evvel padişah olan ağabeyi I. Mahmud'dan ayrılıyordu. Saraya gelir gelmez emrindeki birkaç cariye dışında, harem kadınlarının kendisine görünmesini yasaklamıştır. Bunlar arasında önceki padişah I. Mahmud'un rakkase, hanende ve sazende cariyeleri de vardı. Öyle ki padişah, tabanına kalın gümüş kabaralar(iri başlı çivi) çakılı ayakkabılar giyerek ayak sesini uzaktan duyanların kendisinden saklanmalarını emretmişti. Bu yüzden kadınlar onunla karşılaşmaktan çekinirdi.
Sultan III. Osman fakirlerin durumuna acır, onlara cömertçe yaklaşırdı. İstanbul'da tebdil-i kıyafet dolaşarak aksaklıkları yerinde görür, yapılması gereken neyse onu yapardı. Haksızlık karşısında susmaz, haksızlığı izale eder, mağdur olanların yanında yer alırdı. Yalanın ve rüşvetin en büyük düşmanıydı. Rüşvet alanları en ağır cezalarla cezalandırırdı. Kadınların sokağa uygun kıyafetlerle çıkmaları için yeri geldiğinde müdahalelerde bulunurdu.
Sultan III. Osman Han zamanında imar faaliyetlerine de önem vermiş, bu kapsamda Üsküdar'da İhsaniye Camii ve İhsaniye Mescidi'ni yaptırmıştır. Yine onun zamanında Midilli Adası Siğrî Limanı'nda¸ Malta korsanlarına karşı bir kale inşa edilerek tahkim edilmiştir. Bâb-ı Âli'nin inşası tamamlanmıştır. Ahırkapı Feneri yapılmıştır. I. Mahmud'un yapımını başlattığı Nuruosmaniye Camii ve Külliyesi, Aralık 1755'te tamamlanarak hizmete açılmıştır.
Sultan III. Osman zamanında İstanbul'da yaşanan tabiî afetler
Sultan III. Osman döneminde dış ilişkilerde ciddi sıkıntılar yaşanmamış; ama ülke sınırları içerisinde birçok badireler atlatılmıştır. Sultan'ın tahta çıktığı sene İstanbul'da, daha önce örneği görülmeyen çok şiddetli ve uzun bir kış yaşanmıştır. Şiddetli soğuklar nedeniyle İstanbul'un altın boynuzu olarak nitelenen Haliç'in tamamı, Boğaz'ın da önemli bir kısmı donmuş; insanlar Defterdar İskelesi'nden Sütlüce'ye kadar buz üstünde yürüyerek gidilebilmişti. Ağır geçen kış şartları nedeniyle insanlar çok büyük sıkıntılar çekmiştir. O zamanın tarihçilerinden Hâkim Efendi "Buz üstünden geçen geldi bana yaz dedi tarihin/Deniz altmış sekizde dondu buzdan ben-deniz geçtim" diyerek bu hadiseye tarih düşürmüştür. Bu beyitte Haliç'in Hicrî 1168'de donduğu dile getirilmiştir.
Sultan III. Osman döneminde İstanbul'da büyük zayiatlara neden olan iki büyük yangın çıkmıştır. 28 Eylül 1755'te Hoca Paşa semtinde çıkan yangın¸ gittikçe daha geniş alanlara yayılarak büyük bir afet halini almıştır. Ortalama 36 saat süren yangın sonunda birçok şey kül olmuştur. Bu büyük yangında Paşa Kapısı da yandığı için¸ Sadaret Dairesi bir süreliğine de olsa Kadırga Limanı'ndaki Esma Sultan Sarayı'na nakledilmiştir.
Sultan III. Osman dönemindeki ikinci büyük yangın 6 Temmuz 1756'da olmuştur. Bu yangın birinciden daha etkili olmuş, İstanbul'un dörtte üçü yanıp kül olmuştur. Cibali'den başlayan korkunç yangında Unkapanı¸ Süleymaniye civarı¸ Vefa, Şehzâdebaşı¸ eski yeniçeri odaları¸ Langa¸ Zeyrek¸ Saraçhane¸ Et Meydanı¸ Aksaray¸ Davut Paşa İskelesi¸ Fatih¸ Sultan Selim¸ Ali Paşa Çarşısı ve Aya Kapısı semtleri büyük zarar görmüştür. Yaklaşık 48 saat süren bu dehşetli yangında sekiz bin kadar binanın yanıp kül olduğu söylenmiştir. İstanbul'a cehennemi yaşatan bu korkunç yangında Ağa Kapısı'yla Yangın Köşkü de yanmıştı.
Kısa süren saltanatının ikinci yılında çok sevdiği annesi Şehsuvar Vâlide Sultan’ı kaybeden III. Osman'ın döneminde bütün bunların yanında iki de küçük deprem olmuştur. Yangınlar ve diğer afetler yüzünden bazı kesimler kendisini uğursuzlukla suçlamıştır. Fakat o bunlara aldırmamış, inanmış bir insan olduğu için bütün bu sıkıntıları sabırla karşılamıştır.
Ömrü Şimşirlik'te geçen Sultan III. Osman, padişahlığının üçüncü yılında¸ 29 Ekim 1757'de veremden, bir rivayete göre de mide kanserinden vefat etmiştir. Yeni Cami yanındaki, kardeşi I. Mahmut Han'ın türbesine defnedilmiştir. Onun ölümünün ardından Osmanlı tahtına III. Mustafa çıkmıştır. Allah cümlesine rahmetiyle muamele eylesin.