Yıllar, mevsimler ve günler geçiyor. Zaman akıyor, kimi anılar unutuluyor, kimisi daha derin yaralar açarak daha bir yerleşiyor sanki. Ateş düştüğü yeri yakar derler. Bu coğrafyada 15 Temmuz gecesi ateş, Türkiye’nin bağrına hepimizin bağrına düşmüştür.
Son düzlük deriz ya hani, her şey yolunda gidecektir, asırlardır acılı coğrafyada var olma mücadelesi veren kahraman Türk milleti esarete boyun eğmeyen, hâmi olan, denizleri göl eyleyen zamanlardan gelen destansı cesareti ile yeniden, dimdik yürüyordu dünyanın üstüne üstüne… O günler gelmişti işte, kendini bulma ve bilme zamanlarında, asırlardır parçalanan coğrafyada, acının ve hüznün kuşatmasında kendi değerleriyle varolmaya çaba gösteriyordu. Irak yanıyordu, Suriye kan gölüne dönmüştü, Filistin’de katil İsrail hala can yakmaya devam ediyordu. Her gün şehit haberleri geliyordu. Tampon bölgede, patlamaya hazır bir bomba gibi bekleyen ülkem artık Müslüman coğrafya için Çanakkale Boğazı gibi bir hal almıştı. İşte nasıl olduysa o zaman oldu her şey. Dışarıdan yıkılamayınca, İsrail’in ve Amerika’nın güdümlü hainlerini kullanarak içerden yıkmaya ahdettiler.
Yıllardır yuvalanmış, devlet içinde devlet olmuş gizli yapının, FETÖ’nün sinsi kalkışması bu denli zalimce beklenmiyordu. Biz biliyorduk ayrımcılıkların, her daim ayrı bir duruşları olduğunu, öğrencilik yıllarımızdan bu yana farkındaydık bu gizli yapılanmanın nasıl da kendilerini her daim ayrı tutarak başka türlü davrandıklarını. Ama bu derece canileşerek elleri, ayakları, bedenleri çıplak halkın üzerine kurşun yağdıracağını bilmiyorduk. Böyle bir zalimliği beklemiyorduk.
O zaman düşünmemiz gerekiyor ey dostlar… Dersler çıkarmamız gerekiyor. Olanlara ibret nazarıyla bakmamız gerekiyor…
İlk olarak din algımızı ve dini yaşantımızdaki hassasiyetlerimizi düşünmemiz gerekiyor. Akıl almaz vaatlerle, acımasız, düşünme melikeleri elinden alınmış, her an patlamaya hazır bir bomba gibi yaşıyor olmak mıdır Allah’a kulluk? Bu durumu derinlemesine düşünmemiz gerekiyor. Ve evlatlarımıza gerçek bir mümin, gerçek bir muvahhit Müslüman nasıl olunur, olmalıdır bunun şiarını bizler yaşayarak, örnek olarak göstermemiz gerekiyor. Yoksa gerçek İslamî yaşantıyı görmeyen çocuklarımız yaşadığımız bu acı tecrübe gibi nice vaatlerle ve ne yazık ki Allah ile kandırılarak bir caniye dönüşebilirler her daim… Bu bize ders olmalıdır.
Yeniden yeniden olanlara ibret nazarıyla bakıp düşünmemiz gerekiyor dostlar… Tarikatlar, cemaatler, gruplar, hizipler akletmeyi, düşünmeyi engelleyip, Allah’a değil kula kulluğu tebliğ edip, beyinleri iğdiş ediyorsa düşünmemiz gerekiyor. Ve gerçek İslam’ı insanlığın yaşam damarlarına bir kurtuluş sakası gibi akıtmamız gerekiyor. Efendimizin yaşantısını örnek alarak, onun tertemiz pak teslimiyet yüklü Allah’a yönelmiş tüm hallerini yaşayarak örnek olmamız gerekiyor.
Evlatlarımızdan bizler sorumluyuz
Bize emanet olarak verilen evlatlarımızdan bizler sorumluyuz. Bu toplumun çocuklarından eğitimcisi, yazarı, düşünürü, akademisyeni, ebeveyni olarak hepimizi sorumluyuz. Kendi insanına kurşun sıkan caniler ne yazık daha körpe yaşlarında FETÖ yapılanmasına teslim edildiler aileleri tarafından. Rabbimiz evlatlarımızın dini eğitimlerini ve tüm sorumluluğunu bizim üzerimize vermiştir. Evlatlar bizimdir önce, sonra topluma ait olurlar. Ama bizler bu sorumluluktan kaçar, bu yük bize ağır gelirse ve evlatlarımızı istikamet üzere düşünmeyen, kula kulluğu öngören ve nice tahrif olmuş yapıların eline teslim edersek, işte o zaman onları gerçek anlamda kaybetmiş oluruz. Evlatlarını cemaatin evlerine, abilerine, okullarına teslim eden analar, babalar bilirler miydi bir gün beyinleri yıkanmış, adeta mankurlatlaştırılmış caniler olarak kendi insanlarına hainlik yapacaklarını.
Elimizden geldiği kadar Allah korkusu ile salih amel üzere olup evlatlarımızı istikamet ve hak din üzere yetiştirmemiz ve daha çok dua etmemiz gerekiyor. Bir tarafta ne yazık ki istikametten sapmış pek çok cemaatvari yapılanmalar, bir tarafta modern zamanların ayartan cehennemî çağrıları gençliğimizi bozguna uğratmak için her köşe başında bekliyor…
Dualarımız evlatlarımız için, bizden sonra gelecek olan nesiller için olmalı. Her evladımızı, öğrencimizi, komşumuzun çocuğunu, akrabamızın çocuğunu bağrımıza basarak onlara hak ve hakikati en doğru şekilde anlatmanın derdine düşmemiz gerekiyor. Onlara insan olmanın erdemli hallerini, insanlıkta kardeş olduğumuz tüm yaratılmış olanlarla, adalet üzere kurduğumuz hukuku eksiksiz anlatmamız, anlatarak yaşatmamız gerekiyor. Sadece Rabbimizin önünde eğilmenin üstünlük olduğunu, kula kulluğun doğru olmadığını, herkesin hakkını sonuna kadar korumamız gerektiğini anlatmamız ve yaşayarak örnek olmamız gerekiyor.
Şimdi ne çok ev yangın yeri. Bir tarafta nice umutlarla evlatlarını köylerden, fakir kasabalardan okusun adam olsun diye cemaatin kucağına farkında olmadan bırakan aileler… Bir tarafta 15 Temmuz gecesi şehit düşmüş evlerin ersiz kalmış, anasız, babasız, yoksun kalmış, yetim kalmış halleri. Evlere ateş düştü dostlar, bu topraklara ateş düştü. Böylesine hain bir kalkışmayı millet olarak hak etmedik. Ama hâmi olmak, önden yürümek, büyük medeniyetlerin çocuğu olmak kolay olmuyor elbet. İmtihanlar da ağır oluyor.
Şimdi 15 Temmuz Darbesi’ne düzmece diyenler, tiyatro diyenler Amerika’nın eyaletlerinde çocuklarını büyütüyorlar. Palazlanıyorlar, yaşıyorlar ve Amerika’nın nimetlerinden faydalanıyorlar. Arkalarında şehit eşleri, yetim çocuklar bırakıp giden yazarlar, akademisyenler, kanaat önderleri çoğu Amerika’ya sığınmış durumda. Gerçek suçlular bu dünyada da gerçek dünyada da mutlaka cezalarını çekeceklerdir.
Halkım, bu büyük millet her daim hâmi oldu. Yeri geldi Bosna savaşındaki Boşnaklara kucak açtık, yeri geldi Çeçenya’dan gelenler sığındı ülkemize. Şimdi ise, cehenneme dönen Ortadoğu’da Suriye halkına kucak açtık dostlar.
Hürriyetimiz elimizden alındığında yaşamanın bir anlamı olmayacak
Şimdi hep soruyorum ya, biz acaba nereye gideriz bu cennet vatan olmasa? Ne yazık ki bizim çalacak kapımız, gidecek bir limanımız yok. O nedenle vatanımıza sahip çıkmalı evlatlarımıza vatanımız olmadan hiçbir şeyimizin olamayacağını anlatmamız gerekiyor. Evlatlarımıza, bu aziz topraklarda şehit düşmüş, Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda 13-14 yaşındaki zayıf, körpe delikanlıları anlatmamız gerekiyor. Şimdi her anlamda kuşatmanın yaşandığı ülkemizde mutlaka düşünce, fikir ayrılıkları olacaktır. Ama vatan dediğimiz zaman, hepimiz aynı gemide olduğumuzu düşünerek tek bir yumruk olmamız gerekiyor. Ülkemize savaş açan müstekbirlere karşı hep birlikte savaşmamız gerekiyor. İlimle, kültürle, topla, tüfekle, elimizden ne geliyorsa, gücümüz neye yetiyorsa onunla karşı koymamız gerekiyor dostlar…
Hiç unutmayalım, hürriyetimiz, özgürlüğümüz elimizden alındığında yaşamanın da bir anlamı olmayacaktır. Hemen yanı başımızdaki Mısır’da yaşananları unutmayalım. Demokrasi ile başa getirilen Mursi daha yeni şehadete yürüdü acılar içinde.
Bayrağımız, vatanımız, milletimiz, aziz olan kutlu değerlerimiz her şeyden kıymetlidir.
“Tüm hayatımız boyunca, savunulamaz olan, daimi ve kaçınılmaz bir çürümeye mahkûm olan şeyleri korumaya çalışırız: Hayat, sağlık, mal. Baştan kaybedilmiş olan bu beyhude mücadele içinde, eğer sadece kendileri için savaşmış olsak kazanabileceğimiz ya da muhafaza edebileceğimiz hakiki değerleri unuturuz. Kur’an’da açıkça beyan edildiği üzere, tüm hayatımız boyunca hakiki değerleri sahte olanlara değiştiririz” diye insanlığa bir uyarı metni olarak sunduğu “Özgürlüğe Kaçışım, Zindandan Notlar” kitabında böyle seslenir Aliya İzzetbegoviç.
Yaşadığı sürece insan olarak hak ve adalet üzere, hakiki bir iman ve teslimiyetle yaşaması gereken insana yine ona dünya menfaatlerini kullanarak, makam, mevki, para ve şöhret basamaklarında yükselmeyi sunarak adeta şeytani bir iğva ile kandırılmış olduğunu gördük cemaat kalkışmasında. Yıllardır bu toprakların suyunu içip ekmeğini yiyenler yine insanımızın emeğini sömürerek vatan bildikleri bu topraklarda kendi insanlarına kendi silahlarını çevirdiler. Kendi oturdukları evlerini, vatanlarını yangınlara sürüklediler ama önce kendilerinin yanacaklarını unuttular.
Dostlar 15 Temmuz kalkışmasının üzerinden üç koca yıl geçti. Ömür verirse Rabbim nice yıllar geçer. Bu yaşananlar bizlere ders olsun. Öyle bir ders olsun ki; evlatlarımız, bizden sonra gelecek olan nesiller böyle bir ihanetle muhatap olmasınlar bir daha. Onlara hak ve hakikat yolunda yürürken, Allah’a tam teslimiyeti, gönülden itaati, Kur'an’a sıkı sıkı bağlılığı öğretmemiz ve yaşayarak örnek olmamız gerekiyor.
Bu cennet topraklarda ihanet tohumu yeşermesin
Şimdi derin derin nefes alarak çocuklarımız için, bu aziz topraklar için, esaretle yaşamayalım diye körpe yaşlarında, civan delikanlılara, yiğit babalara, delikanlı kızlara, yiğit analara, tankların altına kendini atarak tıpkı Kurtuluş Savaşı’ndaki mücadeleler gibi kendini kurşunlara siper edenlere dualar etmeliyiz ey dostlar.
Şimdi derin derin nefes alarak bizi biz yapan değerlerimize sımsıkı sarılarak, önden gidenlerin yasını onurluca, erdemlice tutmamız gerekiyor. Başımız dik, göğsümüz ilerde hep ilerde, gözümüzde ırmaklar önden gidenlere minnetle ve duayla, şükranla selamlar dualar göndermemiz gerekiyor.
“Ve ben… Sanki yüreğimde bir yanım volkan, bir yanım buzdağı… İçimdeki ateş her alev aldığında, imtihanımı nimet kabul edecek kadar ağır imtihan yaşayanları düşündüm, avuttum kendimi. Allah’ın bana gönderdiği güzel kulları ile su serptim yüreğime ve rahmeti bol Rabbimin varlığı ile güç buldum, ona sığınıp devam ettim güvenle…”
Ayşe Kantarcı, Şehit Halil Kantarcının eşi son mektubunda bunları yazmış, çocuklarının büyümelerini, baba özlemlerini yazmış okurken dayanamayacak hale geliyorsunuz. İnanıyorum şehitler seçilmiştir, şehit yakınları da seçilmiştir Rabbim hepsine sabırlar versin.
Rabbim 15 Temmuzlar yaşatmasın insanımıza bir daha. Bu cennet vatanda ihanet tohumları yeşermesin, kahpeler uzak olsun cennet ülkemden. Şehit kanlarıyla sulanmış aziz toprakları Rabbim ilelebet korusun muhafaza eylesin. Bizleri acizlere, vatansızlara, yoksun ve yoksullara, ümmetin yetimlerine her daim hâmi eylesin. Bizleri vatansız, imansız, istikametsiz, adaletsiz, merhametsizlerden uzak eylesin Rabbim.
Rabbim dosdoğru yaşamayı, hak ve adalet üzere olmayı evlatlarımıza helal, temiz günler bırakmayı, namusluca ve erdemlice bir miras bırakmayı her daim bizlere nasip eylesin dostlar…
- - - - -