10737Nihad Sami Banarlı, üslubu “kelimelerin izdivacı” olarak tanımlamış. Bunu aktaran Kemal Yurdakul Aren de Sâmiha Ayverdi’nin tüm kitaplarındaki üslubu nitelendirirken, kelimelerin adeta “aşk izdivacı” yaptığını söyler.  Ayverdi’nin ilk okuduğum eseri olan Bir Dünyadan Bir Dünyaya’da ve ardı sıra okuduğum diğer eserlerde –elbette o zamanlar böyle adını koyamayarak- ben de fark etmiştim bu “aşk izdivacı”ndan neşet eden o harikulade üslubu.

Üstelik bu harikuladelik ve aynı zamanda nezahet, sadece Sâmiha Ayverdi’nin kitaplarında da değil, mesela benim son okuduğum ve nefis Türkçe’sine hayran kaldığım Tanburi Cemil’in Hayatı kitabında da; hatta sadece kitaplarda değil, geçmişte ve şimdi o kubbenin altına giren onlarca güzel insanın şahsiyetlerinde mücessem. Bugün bu harikuladeliği ve nezaheti daha çok yayınladığı kitaplarla topluma sunan Kubbealtı Neşriyat kurulalı kırk yıl olmuş. Biz de Kubbealtı Akademisi’nin kırk yılını ve gelecek kırk yılları, Kubbealtı Akademi Mecmuası Yazıişleri Müdürü Mehmet Nuri Yardım Bey’le konuştuk.

Hocam öncelikle bize Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı’nın kuruluşu hakkında bilgi verebilir misiniz? Kurucuları arasında kimler vardı?

10738Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı 1970 yılında Türk kültürüne, sanatına,  diline ve edebiyatına hizmet etmek amacıyla kurulmuştur. Kurucuları arasında başta Sâmiha Ayverdi, Ekrem Hakkı Ayverdi ve İlhan Ayverdi vardır. Nihad Sâmi Banarlı gibi şahsiyetler de destek vermişlerdir. Tabii başka kültür sanat adamları da bu müessesenin kuruluşunda gayret göstermişlerdir.

Yayın faaliyetleri de aynı dönemde mi başladı?

Vakfın kuruluşundan bir yıl sonra Kubbealtı Akademi Mecmuası, daha sonra da neşriyat hizmeti başlamıştır.

10741Vakfın ve yayınevinin logosu nasıl ortaya çıktı?

Vakfın logosu vakıf çevresinden değerli mimar Dr. Aydın Yüksel Bey tarafından yapılmıştır ve halen kullanılmaktadır.

Yıllardır yapılan neşriyatla nesillerin fikri gelişimlerine katkıda bulunan Kubbealtı, bu süre zarfında iyi ya da kötü ne tür dönüm noktalarından geçti?

Bütün müesseselerin kuruluş safhasında yaşanan bazı sıkıntılar burada da yaşanmış olabilir. Kubbealtı gibi hayırlı bir müesseseyi hayata geçirmek isteyen kurucular da şüphesiz birtakım yorgunluklar yaşamış olabilirler, ama bu zorlukları dışarıya aksettirmemişlerdir. Hiçbir hizmet hemen karşılığını bulmaz, büyük başarılara elbette kolay erişilemez.

10742Kubbealtı da nice yollar katederek, nice yıllar geçirerek bugünlere geldi ve şükürler olsun ki bu sene 40. yılını idrak ediyor. Bir müessese için 40 yıl mühim bir rakam.

Eğilip bükülmeden ve taviz vermeden bir kültür sanat müessesesinin 40 yıl ayakta durabilmesi elbette kolay değildir. Ama inançla, samimiyetle ve gayretle her zorluğun üstesinden gelinebilir. Nitekim gelinmiştir de.

Elbette yayınladığınız her kitap sizin için değerlidir lâkin “Şu kitap keşke hak ettiği ilgiyi görseydi, daha çok bilinseydi, hakkında konuşulsaydı" dediğiniz kitaplar/yazarlar var mı? Bu bağlamda hayal kırıklıklarınız mevcut mu?

Her kitabın insanoğlu gibi bir kaderi vardır. Düşünülmesi, yazılması, neşredilmesi ve okuyucuya ulaşması elbette bir program dahilindedir. Dolayısıyla vakıf neşriyatı arasında çıkması için teklif edilen kitaplar öncelikle Kubbealtı Akademisi Kültür ve sanat Vakfı’nın Mütevelli Heyeti tarafından incelenir ve karara varılır. Bu karar verildikten sonra da kitabın en iyi şekilde basılması ve yayılması konusunda azami bir hassasiyet ve çaba gösterilir. Ondan sonrası artık takdire kalmıştır. Neşredilen kitap büyük ilgi görür mü, peşpeşe baskılar yapar mı, yoksa sadece bir baskıda mı kalır, hiç mi satılmaz…

Bütün bu hususlar bizim irademiz dışında cereyan eden hadiselerdir. Bize düşen, kararı verilen kitabın en iyi şekilde basılması, yayılması ve dağıtımının yapılmasıdır. Tanıtıma da önem veriyoruz. Zaten Kubbeltı kitapları hem muhtevalarıyla hem de kapak ve iç mizanpajlarıyla hemen fark edilirler. Kitapevlerinde bu eserler dikkat çekerler. Bu başarı tabii ki gösterilen titizliğin neticesinde elde edilir.

10743Uzun soluklu bir yayınevi olarak, Türkiye'de yayıncılık sektörünün geçirdiği evreleri anlatır mısınız? Sektörün geleceğine dair bir öngörünüz var mı? Bu minvalde, devletten ne tür beklentileriniz var yayıncılık konusunda? Veya beklentiniz var mı?

Yayıncılık elbette çok mühim bir sektör. Ülkemizin sadece ekonomik hayatını etkilemiyor üstelik. Kültür hayatında da müessirdir. Yayıncılık Türkiye’de bir çok merhale geçirmiştir. Ama aslında bugün gelinen nokta çok kötü değildir. 1960’lı 70’li yıllarda çok az yayınevi vardı ve çok az kitap basılıyordu. Bugün 135 bin yerli kitabın tedavülde olduğu söyleniyor. Her geçen gün yeni bir yayınevi kuruluyor ve çok farklı alanlarda kitaplar okuyuculara ulaştırılıyor. Elbette yayımlanan bütün kitapların çok kaliteli olduğunu söylemek mümkün değildir. Ama kemiyet gibi keyfiyette de bir iyileşme olduğu âşikâr.

Kubbealtı Yayınları olarak bir pazarlama ve dağıtıım politikanız mevcut mu? Bu yolda neler yapılıyor/yapılacak? (imza günleri, rutin yazar/okur buluşmaları/sohbetleri, vs.)

Elbette Kubbealtı’nın kursları, toplantıları gibi yayınları konusunda da büyük bir hassasiyet gösteriliyor. Yayınlarımızın pazarlama ve dağıtım meselelerinden sorumlu olan elemanlarımız vardır. Kitaplarımızın, memleketin en ücra yerlerine kadar ulaşması yolunda bir gayretin içinde olunuyor. Kitap fuarlarına mümkün olduğu kadar katılmaya çalışıyoruz. Bu fuarlarda yazarlarımız için imza günleri ve konferanslar düzenleniyor.

10740Yurtdışına yönelik bir yayın politikanız var mı? Yabancı dillerde basılan eserleriniz mevcut mu?

Elbette yurtdışında da eserlerimizin okuyuculara ulaşması konusunda elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Yurtdışı fuarlarına da katılmaya çalışıyoruz. Bu arada İngilizce ve Arapça dillerine tercüme edilmiş bazı kitaplarımız vardır. Bu eserler kurucularımızdan mütefekkir yazar Sâmiha Ayverdi’ye ait olanlardır.

Yayınladığınız kitaplara geri dönüşleri nasıl alıyorsunuz? Okurlar hangi mecralarla Kubbealtı'na iletebiliyorlar eleştiri yahut beğenilerini?

Yayınladığımız kitaplar çok beğeniliyor. Vakfımız çok fazla kitap basmamaktadır. Ama neşredilen eserlerimiz de okuyucular tarafından büyük takdir görmektedir. Okuyucularımız takdir ve teşekkürlerini genelde bizzat ziyaret ederek, bazen telefonla arayarak bazen de elektronik posta kanalıyla bize iletmektedirler. Tenkit pek olmamaktadır. Çünkü tenkit olmaması için önceden büyük bir titizlik ve çaba gösteriliyor.

Kubbealtı Yayınları olarak bundan sonraki hedefleriniz, hayalleriniz neler?

Elbette Kubbealtı olarak bundan sonra da iyi eserleri okuyucularımızla buluşturmayı hedeflemiş bulunuyoruz. Kitap, en büyük, en sağlıklı ve uzun ömürlü bir kültür vasıtasıdır. Dolayısıyla en iyi, en faydalı kitapları irfanımıza kazandırmak hususunda her zaman bir heyecanı içimizde taşıyoruz.10739

Son olarak yakında hangi kitaplar okuyucuyla buluşacak?

2010 yılında da Sâmiha Ayverdi’nin, Safiye Erol’un başta olmak üzere diğer yazarlarımızın eserleri okuyucuya ulaşacak. Hazırlanmakta olan sanat kitaplarımız da bulunuyor. Bütün bu çalışmalar inşallah peyder pey günışığına çıkacak ve okuyucularımızın eline geçecek. Bu bakımdan 2010 yılının yayıncılık açısından da, bizim programlarımız bakımından da çok hareketli ve bereketli geçeceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Vakfımızın bütün faaliyetleri www.kubbealti.org.tr internet sitesinde takip edilebilir.

 

Mehmet Emre Ayhan kırka bir ekledi ve “kırk bir kere maşallah” dedi