2019 senesini bitirdik ve 2020’nin ilk ayı içindeyiz. Ardımızda bıraktığımız bir senenin muhakemesini yapmakta fayda var. Hayatın bize sunduğu her şeyi önümüze serelim. Terazinin bir kefesine elimizden gelen güzellikleri, diğer tarafına da yapamadığımız şeyleri koyalım. Böyle bir değerlendirmeyle kendimize büyük bir iyilik yapmış oluruz.

Her gün hızla büyüyen sorunlar karşısında aldığımız kararlar ve olaylara yaklaşımımız değişebiliyor. Yıllar geçtikçe insan kendindeki farklılıkları görmesi çok önemli. İnsan ancak kendisiyle yüzleştiğinde duruşu, söylemi, konuşması daha anlamlı oluyor. Bu sebeple her insan kendisini gönül terazisinde tartmalı. İnce eleyip sık dokumalı. Bunun faydalarını hayatı boyunca görecektir. Dünyaya geliş sebebini, görevlerini hiçbir zaman unutmalı. Kendisine sormalı, “dünyadaki vazifelerim” nelerdi diye.

Uykumuzdan feragat ederek sabah namazlarımızı kılabildik mi?

Yoğun tempomuzdan öğle namazına vakit ayırabildik mi?

Ya ikindi, akşam, yatsı…

Sabah evden çıkarken annemize, babamıza, eşimize, kardeşimize sarıldık mı?

Sokakta gördüğümüz kaç kişiye selam verdik?

Mahallenin bakkalına, mahalle esnafına “hayırlı işler” diyebildik mi?

Sokağımızda yaşayan hayvanlar için bir kenara yiyecek ve su koyduk mu?

Otobüse bindiğimiz zaman insanlara tebessüm edebildik mi?

Araba kullandığımızda yayaların hakkını gözettik mi?

İş yerine vardığımız zaman selamın bereketi ile güne başladık?

Yaptığımız işlerde helale, harama ne kadar dikkat ettik?

Sevdiklerimizin dertlerine ortak olduk mu?

Bizden uzak olsalar da zulüm ve sıkıntı içinde olan insanlar için gözyaşı dökebildik mi?

Yaşlıları ve büyüklerimizi en son ne zaman ziyaret edip ellerini öptük?

Mahallemizdeki yetimlerin başlarını okşadık mı?

Komşumuzun kapısını en son ne zaman tıklattık?

Bayramlar dışında akrabalarımızla en son ne zaman görüştük?

Ailemizle, telefonla ilgilenmeden veya televizyon seyretmeden en son ne zaman sohbet ettik?

2019 yılında yaşanan felaketleri, acıların ne kadarını hatırlıyoruz?

Doğu Türkistan, Kudüs, Burmalı Müslümanlar, Suriye, Irak…

Bunlardan hangileri kalbimizi sızlattı?

Bunları teraziye vurduğumuz zaman koca bir yılı nasıl geçirdiğimiz anlaşılacaktır. Ancak böyle yaparsak futbol takımı yüzünden kalp kırmamayı öğrenebiliriz. İnsanlara kırıldığımız, darıldığımız konuların çok da önemli olmadığını fark edebiliriz. Siyasi tartışmalar sırasında kendimize hakim olmayı öğrebiliriz. Hırsımıza, nefsimize yenilmeyiz. Sosyal medyada aldığımız beğeniler yerine, hakka girip girmemeyi daha fazla önemseriz. Kötülüğe güzellikle karşılık veririz.

Bu ölçülere dikkat ettiğimizde ancak yolda gördüğü taşı, birinin ayağını acıtmasın diye alıp kaldıracak hassasiyete ulaşabiliriz. Kendi eksikliklerimize dikkat kesildiğimizde farkına varırız güzel insanların varlığını.

Biz daha çok para kazanmak uğruna hırslarımıza yenildikçe, dünya telaşına gömüldükçe bize nimet olarak verilen güzelliklerden mahrum kalacağız. Akraba dayanışmasından, büyüklerimizin hayır dualarından, komşumuzun tebessümünden, ailemizin sıcaklığından ve dostlarımızın sıcak çay tadındaki sohbetlerinden…