Huruf-u mukatta ile başlıyorum. Allah’ın başladığı gibi. O’nun adıyla başlıyorum.
Ben Lokman. Hekim değilim. Hakîm olan Allah’ın hikmetli ayetlerini duyurmaya geldim.
Sizi evlatlarım bildim. Ben vâiz de değilim. Ölümdür en büyük vâiz. Çünkü anlıktır ve kısadır. Hayat gibi.
Siz ondan ders alsaydınız ben gelmezdim.
Kaleme ve yazdıklarına yemin olsun. Kelîm olanın kelamını ilan etmeye geldim. Harfler O’ndan nazil olunca kelime olur. Hikmet benim yitik malımdı. Aradığımı O’nun kitabında buldum.
O kelimeler insanı kul eder. Kelimeler insanı kül eder.
Kelimeler vardır insanın cenneti olur. Kelimeler vardır insan cennetinden olur.
İnsanı lime lime eder bir kelime.
Kelimeler vardır insana isim olur. İnsanlar vardır kelimelere is olur.
İnsan kelimeydi. Unuttu.
İnsan insanlığını unuttu.
Yazıydı insan. Yazgıydı. Alın yazısıydı bu.
Haddini bilseydi, kıymetini bilseydi insan melek olmak istemezdi.
Yeryüzüne inince kendini bildi. Rabbini bildi. Kelimelere sığındı. Kelimelerle Allah’a sığındı.
Önce üç kelime: “Biz zulmedenlerden olduk.”
Şeytanı cehennemlik eden de aslında üç kelime: Toprak, ateş, kibir.
O bunları cümle etti de kendine etti. Kendi kendini cehennem etti.
“Onu topraktan yarattın beni ateşten. Ben ondan üstünüm.”
Ateşti. Kibir oldu. Defoldu. Kovuldu. Kovdurdu.
Âlim muallimlerin talim ettikleri ilim kelimedir.
Kâtiplerin mekteplerde kitabe ettikleri kitap kelimedir.
Kelimedir insanı melekten üstün yapan.
Bir kelimedir Âdem. Havva bir kelime.
Dünyada buluştular. Bir oldular. Kul oldular. Ki tevhit, bir kelime.
Bir olana şahitlik ettiler. Ki şehadet, bir kelime.
Ey Âdemoğulları! Âdem’den ders alsaydınız ben gelmezdim.
Kelimelerle geldim size.
Hakîm olandan hikmet,
Hâdi olandan hidayet,
Rahman olandan merhamet,
Basîr olandan basiret,
Azîz olandan izzet,
Adl olandan adalet,
Şâfi olandan şifa,
Alîm olandan ilim,
Kelîm olandan kelimeler getirdim size.
Onları öyle sahiplenin ki melekler yeniden secde etsin önünüzde.
Allah’a en yakın haldir secde.
İsterseniz cümle kurun onlarla, isterseniz hayatı.
İnsan iki hece: İn-san
Huruf-u mukattadır insan: Elif nun sîn.