Büyükkörükçü ile
Konya'nın Ladik Beldesi'ne Ahmet Ağa'nın sırrını aramaya gidiyoruz. Ladik'e dostlarla birlikte üçüncü yolculuğumuza çıkıyoruz. Kervanın sabit iki yolcusu Hocam ve ben, diğer yol dostlarımız ise durumu müsait olup fiziki ve manevi olarak bize yakın olanlar. İnsanın birlikte yola çıkabileceği dostları olmalı. Hakiki manada dostluklar için kervanlar düzülmeli ve rıza için yollara düşülmeli.
Diğer gelişlerimizde sadece Ladikli Ahmet Ağa'nın kabrini ziyaret ederek fatihalarımız ile selam göndermiştik. Bu ziyaretimizde iklimi ayrı bir esenlik olan kuyu başına (Çayırbağ mevki) ve muhteremin hayatını geçirdiği odasına gitmek nasip oldu.
vardım dostun mezarına
gelmek için nazarına
durduk aşık huzuruna
erenlere selam olsun
Çayırbağ'da 8 Haziran'da Ahmet Ağa'nın vefat yıl dönümü münasebetiyle ilk pazar program düzenleniyor. Program her yıl daha bir ivme kazanarak ilerliyor. Devamlılıkta hayır vardır diye boşuna dememiş atalar. Dostlar şimdiden notlarını alsınlar.
Acaba Hızır (a.s.) bize de selam verir mi?
Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca'nın anlattığı hatırayı dinleyince Hızır'ın (a.s.) yanımıza gelmesinin biraz zor olacağını düşündüm. Ahmet Amca'nın işlerini gören bir zat, Hoca'ya anlatmış. “Ahmet amca bir kaç gün Hızır ile irtibat kuramadı ve buna o kadar üzüldü ki evin damına çıkarak bağıra bağıra ağladığını hatırlıyorum. Bir süre sonra irtibat sağlanınca durumu Hocası'na sorduğunda, yolda yürürken kaldırım kenarında gördüğün kibrit kutusu üzerinde kız resmi vardı, o resme gözün değdiği için rabıta kesilmiştir, cevabını alır.” Vay anam vay! diyesi, geliyor insanın. Abdurrahman Hoca babası Tahir Büyükkörükçü Hoca'nın Ladikli Ahmet Ağa ile hatıralarından anlattı. Diğer konuşmacılarda bu mertebelerin halinden ziyade oraya ulaşmanın sırlarından bahsettiler. O güzel insanları ağzı açık hayal aleminde dinlemek yerine onlarla nasıl benzeşiriz bu konunun sorgulanmasını istediler. Yolun zirve insanını Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.) Efendimize dikkat çekildi ki hepsinin derdi O'na benzemekti.
Özel odasını ziyaret!
Bizim için unutulmayacak hatıra Ladikli'nin özel odasını ziyaret oldu. İstanbul yolundan Konya'ya giriş veya çıkış yapan her yolcuya tavsiyemiz Ladik Beldesi'ne uğramaları. Ahmet Hüdai'nin odası vasiyeti üzerine her zaman açık. Odaya girip kimseye bir şey sormadan içeriye oturuyorsunuz ve bir süre sonra yüzünde gülücükler bir adam gelip “Hoş geldiniz.” diyor. Kısa bir süre muhterem kayboluyor ve içimine doyum olamayan köy ayranları elinde tekrar geliyor. 60 yaşında olup 45'inde gösteren Ahmet Elma, Ladikli Ahmet Ağa'nın emanetleri teslim etmesini öğütlediği oğlu Zekeriya'nın mahdumu. Biz kendisini tekrar tekrar ziyareti düşünüyoruz. Şehrin daralttığı ruhumuz kısa bir süreliğine de olsa o odada rahatladı.
Ahmet Elma bize kendisinin hazırlamak için 25 yıl çalıştığı Hacı Ahmet Hüdai'nin beyitlerinin bulunduğu güzel bir kitap hediye etti. Sonraki kuşaklara bazı güzelliklerin aktarılması için kitap çalışması ve LÂDİKLİ AHMET AĞA YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ'nin http://www.ladikliahmethudaidernegi.com.tr/ sitesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Sitede Hüdai'nin beyitlerini dinleyebilir, kitap temin edilebilir, Hacı Ahmet Ağa'yı daha yakından tanıyabilirsiniz.
Bizler Ladikli Ahmet Ağa'yı Tahir Büyükkörükçü Hoca'nın sohbeti ile tanıdık. Medine'nin Gülü, Konya'nın alimler ailesi Veyislerin üçüncü nesili Ali Ulvi Kurucu Hoca'nın hatıratında hakkında yazı kaleme alınması ayrıca önemli. Hacı Veyiszade ile muhabbetlerinin özel olduğu muhabbet meclislerinde anlatılır.
Kısaca Ladikli Ahmet Ağa tanımak istesek!
Ahmet Elma'nın hazırladığı kitaptan faydalanarak Ladikli Hacı Ahmet Ağa'nın kısaca tanıyalım:
1304 (1888) yılında Konya Vilayetinin Sarayönü Kazasına bağlı, Lâdik (Halıcı) Kasabası'nda dünyaya gelir.
Ol Mevla’m koymuştur Hüdâî adım
Melekler ederler gökte feryadım
Mevla’mın aşkından almışım tadım
Yansa da ayrılmaz haktan Hüdâî
Hikmeti ilahi ümmidir (okuma yazması yoktur). Bu durumunu şu beytinde dile getirmektedir:
Bir Üstaddan okumadım, yol nedir erkân nedir.
İım-i Zahir okumadım, kalpteki bürhan nedir.
Ey beni yaratan Hüda’m, cümle bilgi sendedir.
Dertliler geldi kapına, hem dermanı sendedir.
26 sene askerlik yapmış bir İstiklâl Savaşı gazisidir. Ve çok ilginç olaylar yaşar cephelerde.
doğdu çalkantı devrine
katıldı cihan harbine
yaralandı düştü çöle
kurtarana selam olsun
medet senden ya Rabb dedi
tek kurtarıcıyı bildi
Rabb onu kendine seçti
seçilene selam olsun
Vatanın kurtuluşundan sonra askerden bir gazi olarak memleketi Lâdik’e dönmüş ve vefatına kadar burada örnek bir şahsiyet olarak yaşamıştır. Hayvancılık ve tarımla geçimini sağlamıştır.
Ladik'in çoban Ahmedi
yedilerden bir er idi
kim bildi kimi bilmedi
bilenlere selam olsun
Onu her yönüyle tanıyan bilen 40 sene arkadaşlık yaptığı hocası Hızır Aleyhisselâmdır. “Hocamı yedi adım geriden takip ederim. Hocam yüzüme baktığı zaman, yüzümün rengi solardı.
Söyleyen var söyleten var
İlm-i Hikmet öğreten var
Ol kapında bekleyen var
Affımı isterim Allâhım.
Hızır son nefeste geldi
Kudüs'de şifa verildi
kırk yaşını bekle dedi
görenlere selam olsun
Son zamanlarında hasta yatarken "Sen gidince bizler ne yapacağız Ahmet Ağa?" diye ağlamaya başlayan misafirlerine, yataktan doğrularak "Allâh var oğlum. Allâh var, keder yok!" demiştir.,
Ve tarihler 8 Haziran 1969 Perşembeyi gösterirken rahmet-i Rahman’a kavuşur. Kabri, Lâdik Kasabası mezarlığındadır.
Allâh ve Rasülünün âşığı, Hak aşığı, Hak dostu...
O hayatı ile Allâh’a ve Rasülüne nasıl âşık olunacağını gösterdi. Onun muradı, ne dünya ne de dünya içindeki olanlar; onun asıl muradı, her yerde ve her mekânda hakikat nurunu aramak, Allâh’ın rızasını kazanıp cemalini görmek, hak ve hakikate ermek.
Kimseler bilmez benim işimi
Bu aşkın yoluna koydum başımı
Dikmesinler benim mezar taşımı
Gecelerde doğdu nur-u Muhammed
Hüseyni ziyaret etti
dostlarla dua gönderdi
bilmeyenlere seslendi
gidenlere selam olsun.
Not: Koyu yazılmış dörtlükler fakire aittir, diğer dörtlükler koyu olmasa da adamı mahveder, Ladikli Ahmet Ağa'ya aittir.