Teşhirciliğin hükümferma olduğu ve sıradanlaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Dünya, yüz yıl öncesinden çok farklı duruma geldi. 1930’ların ABD’sinde erkeklerin, bırakın üstsüz gezmeyi, denize bile giremediğini biliyor muydunuz? Erkekler, güreş mayosuna benzer bir mayo giyiyor ve bu da erkeklerin memelerini teşhir etmesini engelliyordu. New York Times’ın belirtiğine göre 1935’te sıcak bir Ağustos gününde 42 erkek protesto amaçlı olarak Atlantic City sahilinde üstsüz yüzme girişiminde bulunmuş, ancak tutuklanan erkekler para cezasına çarptırılmıştır.

Teşhir konusunda, haklı olarak daha çok cinselliğin nesnesi konumuna getirilen kadınlar eleştirinin muhatabı durumunda. Ancak erkeklerin de tesettürlü olması gerektiğine vurgu yeterince gündeme gelmiyor. “Ey İslam’ın Kızı!” diye söze başlayan hocalarımız, ne hikmetse bir kez olsun “Ey İslam’ın Oğlu!” diye erkekleri ırgalamıyor. Özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında görülen şortla camiye gitmek, çarşıda üstü çıplak gezmek gibi pratikler, erkekler için oldukça “olağan” karşılanıyor. Zaten erkeklerin giydikleri daracık kotlar tesettürü ne kadar sağlıyor, o da ayrı bir konu, ancak camilerde bile kıllı bacaklarını teşhir edecek giysileri tercih etmeleri ipin ucunun iyice kaçması anlamına geliyor. Hele ki, tam tesettürlü hanımların yanında şortla, bermudayla gezen erkekleri görünce tepem atıyor, küreğin tersiyle ağızlarına vurasım geliyor. Kadınlara gelince yüzünde peçeye kadar setret, ancak sen kaprinle, bermudanla, hatta şortunla çarşı-pazar gez, üstsüz olarak göğüslerini teşhirden çekinme. Akıl alır gibi değil.    

Bazı erkeklerin “ne yapalım, biz erkekler kadınlar gibi değiliz, bizim göbekle diz kapağı arası hariç örtünmemiz şart değil” diye atarlandığını hisseder gibiyim. Bu fıkıh kuralları ile örf ve âdab arasındaki farkı bilmemekle ilişkili diye düşünüyorum. Dinin modern dönemde “caiz-caiz değil” perspektifi ile anlaşılan bir konuma yerleştirilmesi, bu kırılmaya yol açtı ne yazık ki! Erkekler tarlada sıcağın altında böyle açık bir kıyafetle çalışabilir, hamamda yıkanabilir, bir musibet veya yokluk anında elbise bulamadığında havlu ile sadece mahrem bölgesini kapatabilir. Ancak, aklı başında hiçbir kimse caiz diye bir vaizin camide üstü çıplak biçimde hanımlara vaaz vermesini, bir öğretmenin okulda çocuklara ders vermesini, bir esnafın kadınlara satış yapmasını hoş karşılamaz diye düşünüyorum. Bu cami, okul ve şehir âdâbına uymayan bir davranış olur. Medeni bir mümin erkek de, tesettürüne dikkat etmelidir.

Doğrusu, bazı ülkelerdeki hassasiyetleri görünce ülkem adına üzülüyorum. Uygur Türklerine zulüm gibi medenilikten uzak birçok eyleme sahne olan Çin kadar olamadığımıza hayıflanıyorum. Hatırlarsanız, Çin’de 2019 yılında ilginç bir yasak kamuoyu gündemine geldi. Çin'in Şantung eyaletindeki Jinan Belediyesi, erkeklerin dışarıda göbeklerini açarak gezmeleri pratiğini ifade eden “Pekin bikinisi” tarzı giyimi, nezâket kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle yasakladı. Bu kararın alınmasında en büyük etken, şehir sakinlerinin “medeni olmaması” ve “şehrin imajını zedelemesi” gerekçeleriyle gösterdikleri tepki oldu.

Bu konuda birçok örnek verilebilir. BBC’nin verdiği habere göre, 2014 yılında İngiltere Southend şehrindeki bir lunaparkta, erkek ziyaretçilerin tişörtlerini çıkararak, üstsüz gezmeleri yasaklandı. Parka asılan tabelada, erkek ziyaretçilerin tişörtlerini çıkarmamaları uyarısına yer verilerek kurala uymayanların alandan çıkarılacağı belirtildi. Lunapark Müdürü Marc Miller, ziyaretçi erkeklerin âdâba daha fazla uygun davranmalarını istediğini söyledi.

2010 yılında Fransa’nın sahil kenti Perpignan’da, erkeklerin sokaklarda üstsüz gezmesi yasaklandı. Kadınların da sahil bölgesi dışında bikiniyle dolaşmasının yasak olduğu kentte, 38 €’ya kadar ceza uygulanmaya başlandı. Ceza uygulaması, kent sakinlerinin özellikle turistlere yönelik şikâyetlerinin ardından geldi. Independent gazetesinin haberine göre, yürürlüğe giren düzenleme “insan haysiyeti, nezâket, ahlâk ve gençlerin korunması” için çağrı yapıyor. Şehirlerde kılık-kıyafet konusunda ceza uygulaması daha önce Cannes, St. Tropez ve Cavaillon gibi yerlerde yürürlüğe girmişti. “Giyim edebinin” zorunlu olduğu başkent Paris’te ise, bu kurallara uymayanlara yönelik cezai bir müeyyide bulunmasa da polis vatandaşlardan elbiselerini üstlerine giymelerini istemektedir.

Venedik’te 2017 yazında başlatılan #EnjoyRespectVenezia (Venedik’e saygılı ol ve tadını çıkar) kampanyası, turistleri kurallara uymaları halinde sıcakkanlılıkla karşılamayı öngörüyordu. Venedik’te ziyaretçilere yasaklanan eylemler arasında yine “şehirde üstsüz veya mayoyla gezmek” yer aldığı gibi, kanallarda yüzmek, kamusal alanlarda piknik yapmak, köprülerde uzun süre duraksamak, yere çöp atmak, bisiklet ve motosiklet sürmek, banklarda uzanmak ve üzerlerine çıkmak, ağaçlara, binalara ve heykellere tırmanmak, halka açık yerlerde üstünü değiştirmek, gece ve siesta zamanlarında (öğleden sonra 1 ve 3 arası) fazla gürültü çıkarmak da yer alıyor. Kuralları ihlal etmek, 450 €’ya varan para cezalarına sebep olabiliyor.

İspanya’da Barselona ve Mallorca adasında, kadınların mayoyla ve erkeklerin üstsüz olarak sokakta gezmesi yasak olup 300 €’ya kadar para cezası mevcuttur.  

HırvatistanWeek’in haberine göre 2023 yılında Hırvatistan'ın en büyük ikinci şehri Split’te şehir meclisi bir düzenleme yapmıştır. Buna göre, A Bölgesi olarak belirtilen “kültürel-tarihi merkez” içinde, halka açık bir alanda mayo, iç çamaşırı veya kıyafetsiz bulunmak yasaklanmıştır. Bu düzenleme ile bikinili veya üstsüz olanlara ceza öngörülmüştür. Topluluk bekçilerinin kurallara uyumu gözetlemek için devriye gezdiği bölgede, yakalanan kişiler 150 € para cezasına çarptırılmaktadır. Halka açık yerlerde alkol almak (cezası 150 €) ve köpekleri tasmasız gezdirmek (cezası 66 €) gibi para cezalarıyla sonuçlanan bir dizi başka kısıtlama da yürürlüktedir.

Tesettür demek, sadece bedenin belli yerlerini örtmek demek değildir. Yüce Rabbimiz Araf Suresi 26. ayette, “Ey Âdemoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takva elbisesi, işte o daha değerlidir. Bunlar Allah’ın ayetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.” buyurmaktadır. Ayette, elbisenin örtünme ve süs amacı vurgulanmakta, ancak en değerli olanın da takva elbisesi olduğu belirtilmektedir. Takva elbisesi, ruhumuzu koruyan ve süsleyen manevi bir elbisedir. İffet ve hâyâ duygularını içselleştirmeyi içeren takva elbisesi olmazsa, dış elbise tek başına bu erdemi sağlayamaz. “Başını örtüyor, ama şunu şunu yapıyor” eleştirisine muhatap olanlarda eksik olan takva elbisesidir. Kişinin her halinin edep edalı olmasını sağlayacak takva elbisesidir. Eskiden başı açık hanımlar, camiye girerken, Kur’an okunurken çantasından çıkardığı başörtüsünü hemence örterdi. Şimdi, camiye mini etekle veya şortla girmenin mücadelesini veren edep yoksunları türedi.

Avrupa ülkelerinde uyulması gereken adab kurallarının düzenlendiğine şâhit olurken Türkiye’de camilerde bile adaba uyumun sağlanamaması büyük bir zafiyet. Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Ulu Cami cemaatinin, uygunsuz kıyafetlerle ziyaretleri engelleyemediklerinden resmî kurumlara iletilmek üzere imza kampanyası başlattıkları basında yer aldı. Bir an önce camilerde ziyaretçilerin tesettürünü sağlamaya yönelik gerekirse cezai yaptırım içeren düzenlemelerin yapılması, ulemanın kadın tesettürüne vurgunun yanında erkek tesettürüne de vurgu yapması, şehir merkezlerinde bikini, mayo veya üstsüz gezenlere yönelik tedbirlerin alınması gerekmektedir. Ancak her şeyden önce takva elbisesinin önemini kavramış bir neslin yetiştirilmesi önceliğimiz olmalıdır.