Mûsikîşinas, siyaset bilimci, bürokrat, yazar, şair olarak zikredebileceğimiz Savaş Barkçin, Ketebe Yayınlarından çıkan 40 Makâm ve 40 Anlam kitabının amacını “makâmların anlam dünyasını size sunmak ve sizin de o dünyalara sahip olmamızı sağlamak” şeklinde ifade etmiştir.

İki bölümden oluşan kitabın “Müziğimizin Temelleri” başlıklı birinci bölümünde müzik geleneğimiz ve müziğin temel kavramları olan makâm, perde ve usûl gibi konular ele alınmış. “Makâmlar ve Anlamları” başlıklı ikinci bölümde ise seçilen 40 makâmın özellikleri, anlamları ve çağrışımları açıklanmış. Tüm bunlar, hiç müzik temeli olmayanların dahi rahatlıkla anlayacağı bir sadelikle, müziğimiz üzerine bir sohbet tadında okuyucuya sunulmuştur.

Savaş Barkçin, farkında olmasak da Bezm-i Elest’te muhatap olduğumuz yüce sesin içimizde her an yankılandığını hatırlatır. Müzik bizi o sonsuz geçmişe, Elest meclisindeki o tanışıklığa götürmektedir. Müziğin insanların hâlini baştan sona değiştirebilme gücü de buradan gelir, bu yüzden çok güçlü ve etkileyicidir.

Türk müziğine 800 eser kazandıran besteci: Bimen Şen Türk müziğine 800 eser kazandıran besteci: Bimen Şen

Her müzik geleneği gibi bizim müziğimizin temelinin de dinî olduğunu söyleyen yazar, bestecilerin çoğunun tasavvufa gönül vermiş insanlar olduğunu ve müziğimizin geleneksel öğretimi olan meşkin de bir tasavvuf terbiyesi için yapıldığını belirtir.

Müziğimize verilecek en doğru isim: Osmanlı müziği

Peki, temeli dine dayalı olan, yayıldığı coğrafyadaki müziklerle zenginleşen ve öteleri de etkileyen medeniyet müziğimizin adı nedir?

Savaş Barkçin, öz müziğimizin adlandırılmasında sorunlar olduğunu dile getirir. “Klasik” tabirinin, müziğimizin Batı müziği kadar köklü olduğunu vurgulamak için Batı’dan ilhamla icat edildiğini söyler. “Sanat müziği” tabirinin de Almancadan alındığını belirtir, fakat türkü dinlerken farklı, şarkı dinlerken farklı bir insan olmadığımız için bu ayrımı da yanlış ve gerçekliğe aykırı bulur. Müziğimize verilecek en doğru ismin, İslâm medeniyetinin Osmanlı evresinin ürünü olduğu için “Osmanlı müziği” olduğunu ifade eder. Çünkü mûsikîmiz de medeniyet geleneğimiz gibi kuşatıcı, açık ve insanî bir gelenektir.

Bizim medeniyet müziğimiz makâmlara dayanır

Makâmlar, seslerin belirli bir şekilde dizilmesinden oluşur. Barkçin, makâmı; belirli bir duyguyu, düşünceyi, anlamı simgeleyen müzik renkleri olarak tanımlar. İçimizde hissettiğimiz ama zamana ve zemine göre değişen duyguların ince ayrımlarının karara bağlanıp adının konduğu duraklardır makâmlar. Bir şarkı dinlerken elimizde olmadan içimizde öne çıkan duygu, o makâmın ismi ne olursa olsun, o duygunun makâmıdır.

Bizim medeniyet müziğimiz makâmlara dayanır. Müziğimizde bugüne kadar 600’e yakın makâm kullanılmıştır. Bu makâmların hepsi bilinememektedir. Bugün yaygın olarak duyduğumuz makâm sayısı 50 civarındadır.

Modern Batı müziği dışındaki bütün müzikler makâmlıdır. Modernlikle birlikte Tanrı’yı hayattan dışlayan anlayışla seslerin standardize edildiğine ve doğal seslerin bir kalıba sokulduğuna dikkat çeken yazar, makâmların geri plana atılmasıyla zengin melodiler oluşturmanın zorlaştığını ve seslerin yan yana konulmasıyla da çok sesli müziğin oluştuğunu ifade eder.

Makâmları ayırt edebilir miyiz?

40 Makâm 40 Anlam’da bu önemli sorunun olumlu cevabıyla karşılaşıyoruz. Yazarımız, aynı makâmdan birçok eser dinleye dinleye o makâmın karakterini tanıyabileceğimizi söylüyor. Zaten bu kitap da bunun için kolaylıkla uygulanabilir bir yol gösteriyor. 40 makâmdan her bir makâm için, bestelendikleri makâmı en güzel gösteren ve aklımızda kalabilecek türden eserler sunuluyor (Acemkürdî-Bülbülüm Altın Kafeste). Yazarımızın makâmları ayırt etmek için bir tavsiyesi de aynı makâmdaki şarkıları tasnif ederek çalma listesi hâlinde dinlemek, bir yandan da mırıldanarak eşlik etmek. Bu arada, kötü örnek asla bir şeyin aslını yansıtmayacağı için, müziği kişiliğiyle içselleştirmiş güzel okuyuculardan dinlemek şarttır.

Makâmların anlam dünyaları

Büyük bestekâr ve Mevlevî ârifi Ahmed Avni Konuk, Fihrist-i Makâmât isimli bestesinde 119 makâmın her birini bir beyitle açıklamıştır.

Yazarımız, 40 Makâm 40 Anlam kitabının “Makâmlar ve Anlamları” isimli ikinci bölümünde her makâmı anlatırken meşk yoluna bağlı olmakla gurur duyduğu Ahmed Avni Bey’in Fihrist-i Makâmât’ını temel alır.

Makâmlar anlatılırken önce 40 makâmın her birinin çağrıştırdığı kelime veya kelimelere (rast-birlik, acemaşîrân-hayat coşkusu…) yer verilir. Ardından o makâmın anlam dünyası okuyucuyla paylaşılır. Ahmed Avni Konuk’un Fihrist-i Makâmât eserinden ilgili beyitler kılavuzluğunda açıklamalar yapılır. Sohbet tadındaki bu anlatımda yeri geldikçe çeşitli konularda çok kıymetli bilgiler de aktarılır. Geleneğimizin kodları diyebileceğimiz bu bilgilerle sadece mûsikîyi değil, medeniyetimizin derinliğini de kavrarız.

Yazarımızın bir tavsiyesi var: Her makâmı okurken o makâmın bestesini de “40 Makâm 40 Anlam” başlıklı albümden dinlemek. Müzik dinleme platformlarında da mevcut olan bu albüm, kitapta yer alan bestelere kitaptaki sıraya göre yer veriyor. Bu albüme erişemeyenleri ise Barkçin, “sadece son devrin en büyük hânendesi değil, aynı zamanda sanatı ve ahlâkı birleştirmiş gerçek bir üstâd” olarak tanımladığı merhum Bekir Sıtkı Sezgin’in eserlerini dinlemeye yönlendiriyor.

40 Makâm 40 Anlam; geleneksel Osmanlı müziğini tanımak, makâmları öğrenmek ve makâmların farklarını ayırt edebilmek isteyenler için ideal bir kitap!

Efdal Okçu