Bir tarafta Yahudi mahalleleri, bir tarafta kiliseye çevrilmiş camiler arasında çiçeklerle ve kitaplarla donatılmış hakiki bir Endülüs evi var Kurtuba (Cordoba)’da; Roger Garaudy’nin evi.
Endülüs’e doğru yol aldığım esnada tur rehberimizin “Kurtuba’ya gidince Roger Garaudy’nin evini görmeden, kitaplarına dokunmadan dönmek olmaz” dediği zamanki heyecanım, eve girince daha da arttı.
İspanya’nın Cordoba şehri Endülüs Emevileri’nin muazzam mimari hazineleriyle dolu. Kurtuba Camii başlı başına bir şükür sebebi burada. Aynı zamanda bir hüzün sebebi de… İç mimarisinde büyük değişiklikler yapılıp kocaman bir katedrale çevrilmemiş olsaydı, on binlerce insan aynı anda namaz kılabilirdi bu topraklarda. Kurtuba şehrinin bir Akdeniz şehri olmasının verdiği sıcak esintiyle birlikte pencerelerin önüne yerleştirilmiş çiçeklerin olduğu evlerin arasında yürürken, bembeyaz Endülüs mimarisi ile yapılmış bir ev dikkat çekiyor. Tam bu noktada içeriden bir Kadiri zikri yükseliyor. Zikri takip ederek birkaç basamak çıktıktan sonra 69 yıllık ömrünü sıkı bir komünist ve 69 yaşından sonrasını ise iyi bir Müslüman olarak yaşayan Roger Garaudy’nin evine adım atıyoruz.
Müzeye çevrilen ev ve kahvehane
Kitaplar, haritalar, atlaslar, çiçekler, çiniler, kalemler… Adeta cennetten bir köşeyi andırıyor bu ev. İslam sanatları ve kültürüne dair yüzlerce eser, resim ve figür müzeye dönüştürülmüş bu muazzam evde sergileniyor. Kurtuba’da bir de Roger Garaudy’nin açtığı bir kahvehane bulunuyor. Müzeye çevrilen bu ev ve kahvehane Garaudy’nin Filistinli eşi Selma Hanım’ın himayesinde.
Girdiğimiz bu ev, fikirleri hâlâ diri olan ve döneminin en iyi yazarlarından biri olan Garaudy’e ait olduğu için, evin her bir köşesinde çeşit çeşit kağıt bulmak mümkün. Bir de geçmiş dönemlerde kağıt yapımının nasıl olduğunu gösteren bazı aletler sergileniyor odalarda. Tahtadan imal edilmiş kağıt üreten aletlerin yanında üretimde kullanılan pamuk dallarını da görmek mümkün.
Çeşitli yerlerden toplanılan çini tabaklar, tezhib işlenmiş levhalar, hat tabloları duvarları süslüyor bu evde. Çiçeklerin ve çinilerin arasına itina ile yerleştirilmiş dünya atlasları, Garaudy’nin dünya görüşünü de net bir şekilde gösteriyor.
Roger Garaudy’nin çiçek ve kitap kokulu evinde dolaşmak
Garaudy’nin Endülüs üzerine öğretileri ve fikirlerini içeren ve bu sene Türkçe’ye çevrilen Endülüs’te İslam / Düşüncenin Başkenti Kurtuba eseri de Kurtuba ve Endülüs üzerine okuma yapmak isteyenler için muazzam bir eserdir. Garaudy’nin evini gezerken küçük heykellerine de rastladığımız İslam düşünürlerinin eğitim gördüğü Endülüs’ü okumak, bir çok açıdan tarihi gerçeklere dikkat çekmek anlamına geliyor.
Garaudy, izini sürdüğü ve haklarında uzunca zaman araştırma yaptığı İbn Rüşd, İbn Hazm, İbn Arabi gibi İslam düşünürlerini bu kitabına yazdı. Robinson Crusoe’nun ilham kaynağı olan Hayy ibn Yakzan’ın Endülüs’te yazıldığını, Batı’yı aydınlatan Endülüs’ün Hristiyanlar tarafından tarihin sayfalarından nasıl silindiğini, dönemin en büyük ilim merkezi haline gelen Kurtuba’nın Cordoba’ya nasıl dönüştüğünü yine bu eserden okuyabiliyoruz.
Garaudy’nin evinden çıkıp birkaç metre yürüdükten sonra bir heykel karşılıyor bizi Kurtuba sokaklarında. Endülüs’te İslam kitabında sıklıkla bahsedilen, Hz. Musa’dan sonra gelen ikinci Musa olarak anılan ve Yahudi şeriatını yeniden düzenleyen İbn Meymun (Maimonides / Musa ibn Meymun)’un heykeli, Garaudy’nin bu kitabını tekrar gündeme getiriyor.
Bir yandan Endülüs’te İslam üzerine iki lafın belini kırarken, öte yandan fonda çalan harika bir Kadiri ilahisi ile Roger Garaudy’nin çiçek ve kitap kokulu evinde dolaşmak, dünya üzerindeki her insan için yapılacaklar listesini gözden geçirmeye vesile olmalı bana göre. Zira kağıtlarla, haritalarla ve kitaplarla dolu bu evi gezerken, kendinizi harikalar diyarında hissedebilirsiniz.
Hatice Sarı yazdı