Klasik İslam edebiyatının şaheserlerinden olan Tavkul-Hamâme, yani Güvercin Gerdanlığı Zahiri bir fakih olan İbn Hazm tarafından kaleme alınmıştır. 10. asırda Kurtuba sarayında doğan İbn Hazm iyi bir eğitim almış. Siyasi nedenler yüzünden genç yaşta Kurtuba’yı terk etmiş ve sonrasında hapis ve sürgün cezalarına çarptırıldığı çalkantılı bir hayat sürmüştür. İnişli çıkışlı hayatında 7 hafta gibi kısa bir süreyi kapsayan bir vezirlik tecrübesi de mevcut.
Farklı ilim dallarında yüzlerce eser veren ve 1064’te vefat eden İbn Hazm, Güvercin Gerdanlığı’nda klasik edebiyatın en önemli temalarından biri olan “aşk”ı tahlil eder. Aşkın tarifinden sonra İbn Hazm, onun bireysel, sosyal, ahlaki, siyasi, ekonomik ve dini tezahürlerini açıklar.
Kitapta kendi gözlemlerinin yanı sıra İbn Hazm, başkalarının tecrübelerine de yer verir. Bu açıdan onun aşkı belirli bir zaman ve mekanda meydana gelen bir hadise olarak ele aldığını ve aynı cihette incelediğini söylemek mümkün. Kitaptan ayrıca dönemin sosyal, kültürel, siyasi ve edebi atmosferine dair bilgilere ulaşmak da mümkün.
Türkçe dışında Rusça, Almanca, İngilizce gibi farklı dillere çevrilen Güvercin Gerdanlığı kitabından altını çizdiğimiz satırlar:
“İnsanlar aşkın mahiyeti hakkında tam anlamıyla anlaşamadılar. Üzerinde kafa yordular ve uzun incelemeler yaptılar. Benim düşünceme göre aşk, ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesidir. Bu birleşme onların en yüksek temel öğelerinden meydana gelir…”
"Biliyoruz ki her birleşen, kaderin bir gerçeği olarak, bir gün mutlaka ayrılır; her yaklaşan bir gün uzaklaşmaya adaydır. Allah'ın insanlara ve ülkelere koyduğu şaşmaz ilahi kanun böyledir. Bu ilahi kural, Allah yeryüzünü üzerindekiyle birlikte miras bırakıncaya kadar böyle devam edecektir, O varislerin en hayırlısıdır."
“Bil ki göz elçiliğin vekilidir. Onun sayesinde amaçlar algılanır. Diğer dört duyu da kalbe açılan kapılar, ruha giden yollardır. Göz ise bunların en yetkini, en doğru bilgi vereni, işini en dikkatli yapanıdır. O, ruhun doğruyu gösteren gözcüsü, doğruya yönelten rehberi, gerçekleri yansıtan, nitelikleri ayıran ve duyusal anlamları ortaya çıkaran cilalı aynasıdır.”
“Ne yağmurun ardından bitkilerin açılması, ne ilkbaharda kara bulutların çekilmesinin ardından çiçeklerin parlaması, ne çiçeklerin arasından akıp giden suların şırıltısı, ne yeşil bahçelerle çevrili beyaz sarayların şıklığı huyu güzel, mizacı övülmüş, tüm nitelikleri güzellikte birleşen bir sevgiliyle kavuşmaktan daha güzeldir. En güzel konuşanlar bile bu durumu anlatmaktan acizdir; en açık sözlüler bile bunu dile getiremez. Bu durum gönlü şaşkına çevirir, anlayışı durdurur.”
“…ruh güzel olan her şeye hemen tutulur; güzel ve hoş motiflere karşı bir eğilim gösterir. Güzel bir şey gördüğünde hemencecik ona bağlanır; biçimin ötesinde, kendisiyle uyuşan bir çizgi ayrımsarsa, işte o zaman birleşme meydana gelir. Gerçek aşk da budur zaten. Şayet, görünenin ötesinde kendisiyle uyuşabilen en ufak bir nitelik göremezse, sevgisi bu dış biçimden ileriye geçmez. Sadece bedensel bir arzu olarak kalır. ”
“…aşk göz açtırmayan bir derttir. Bu derdin ilâcı, acısıyla orantılı olmasıdır. Bu öyle bir hastalıktır ki, hasta zevk alır. Öyle bir acıdır ki dert sahibi arzu eder. Bu derde kim uğrarsa artık iyileşmek istemez. Acı çeken ise, bu acıdan kurtulmayı dilemez. Aşk insana, vaktiyle iğrendiği şeyleri süslü püslü gösterir. Kendisine zor gibi gözüken şeyleri kolay gösterir. Doğuştan olan huyları ve doğal eğilimleri değiştirecek kadar ileri gider.”
“Kiminle istersen arkadaş ol, ama şu üç kişiden sakın: Aptal, çünkü faydalı olayım derken sana zarar verir; kararsız, senin uzun ve sağlam dostluğun nedeniyle kendisine tam güvendiğin anda, seni ortada bırakır ve yalancı, çünkü senin aklının ucundan bile geçmeyecek bir tarzda, senin aleyhinde bulunacak, sana kıyacaktır; oysa sen ona en ufak güvensizlik belirtisi göstermezsin.”
“Serabı görünce matarasındaki suyu yere döken kişi gibi olma; böylece bomboş ve uçsuz bucaksız çölde başına belâ açarsın.”
“Kaç kez pervâne gibi aşk ateşinin çevresinde dönüp dolaştım; öyle ki sonunda o küçük kelebek gibi o ateşin içine düştüm.”
“İnsanın ne olduğunu ancak edimleri öğretir bize; gözümüzle, hakkında başka bilgiler araştırmamıza gerek kalmaz… Hiç zakkum ağacının üzüm verdiği ya da bal arılarının kovanlarına, acı balözü biriktirdikleri görülmüş müdür?”
“Şüphesiz en değerli aşk, yüce Allah’ın aşkında buluşup birleşenlerin aşkıdır.”
“Nefsini küçük düşüren, şerefini zedeleyen şeylere karşı kendini koru; tutkuyu bırak, çünkü tutku yokluk kapısını anahtarıdır.”
“Ölümden daha güçlü olan şey, bize ölümü göze aldıran şeydir; candan daha kıymetli olan, uğruna canın feda edildiği şeydir."
“Aşkın öldürdüğü bir kimseye kefaret ve kısas gerekmez.”
“Gönlümü düşüncelerimin karmaşasına sürükleme cinayetini işledi gözüm... Öyleyse, bakışlarımdan öç alsın diye salıveriyorum gözyaşlarımı...”
"Aşırılık her şeyde bir kusurdur."
“Bil ki, kadınların, kendilerine gönül verenlerin izini sürme yetileri, gece karanlığında bile kolayca iz sürebilen iz sürücülerin yetilerinden daha keskindir; bu konuda hiç şaşmazlar, hiç yanılmazlar.”
"Hakiki aşk, insan ruhunun, ruh-i mutlak olan Allah'a karşı bir iştiyakıdır."
“Bir şey ne kadar yavaş ortaya çıkarsa, tükenip bitmesi de o denli yavaş olur.”
“Aşk, ne din tarafından inkâr edilir, ne de kanunlar onu yasaklayabilir. Çünkü kalpler Allah'ın elindedir.”