İslam sancağını kuşanarak gelen üç gün. Sevinç günleri. Heyecan günleri. Müslümanlar için geldi. Oruç tutanlar için Allah'ın bağışı olarak geldi. Hoş geldi, hoşluklarla geldi. Oruç nimetinin mükafatı olarak geldi. Ramazan elveda dedi ve cehennemden kurtuluş bayrağını Şevval'e devretti. İdü'l-Fıtr geldi. Ramazan bayramı, güneş doğarken kapımızı çaldı. Bir ay boyunca Allah boyasıyla, Kur'an boyasıyla boyanmış müminleri tanıyan iki bayramın ilki geldi. Hoş geldi. Sefalar getirdi.
Yeryüzüne indirilen gök sofrası
Bugün süsleniyoruz. Güzel kokular sürünüyoruz. Yakışıklı ve güzel oluyoruz. Erkeklerimiz mescidin, caminin yolunu tutuyor. Kadınlarımız, kızlarımız namazlarını eda edip ocağa çay koyuyorlar, fırına börek. Şekerler, lokumlar, kolonyalar bir daha gözden geçiriliyor. Evlerimizde, sokaklarımızda, camilerimizde, içimizde, derunumuzda melekler cirit atıyor. Biz göremesek de sevincimizi, neşemizi, ümidimizi arttıran o nurani varlıklar aramızda abilerim, ablalarım, kardeşlerim. Ramazan'ın başından beri aramıza katılmaya başladıkları, Kadir Gecesi'nde adeta göğü yere indirdikleri gerçektir. Hakikattir. Muhteşemdir. Harikadır. Bu adeta gök sofrasının yeryüzüne indirilmesi ve müminlerin buyur edilmesidir.
Meleklerle içiçe
Biz bayramı biraz da onlarla, o nurani varlıklarla kutluyoruz. Meleksiz bir anımız düşünelemez. Sevincimize, neşemize, üzüntümüze, hüznümüze katılmayan bir görevli melek düşünülemez. Onları aramıza indiren Allah'ın iradesiyle gerçekleşiyor bütün bu ölçülü cuş-u hüruş. Bu cümbüş. Bu ilahi şölen. Bu pürüzsüz bağış. Bu yüzden mümin kardeşlerimize, arkadaşlarımıza, dostlarımıza, sevdiklerimize böyle samimane sarılabiliyoruz. Onlarla böyle kucaklaştığımızda bizi destekleyen, onları destekleyen, onların da bizim de kalbimize dokunan o melekler; Allah'ın nusretinin, bağışının, muhabbetinin, rızasının tezahürüdür.
İnşallah kalbimizi Beytullah eylemişizdir
Bugün sokakları bir sevinç gümbürtüsüyle arşınlayacağız. Mekke'yi fethettiklerinde oraya giren Resulullah ve ashabının sevincinden bir pay düşecek içimize. Kadınlarımızı alınlarından ve gözlerinden öpeceğiz. Çocuklarımızı yanaklarından öpüp hasretle koklayacağız. Bugün yeni bir gün. Cennetten bir gün. Bundan olsa gerek; bu sevgiden yayılan koku cennet kokusuna benzer. Bundan olsa gerek namazı eda edip evimize dönerken, yeniden kavuştuğumuz o cennette, bir iğva olmadan, sevinçle o sımsıcak ekmekten bir parça koparıp yememiz...
Cennetten, cennet günlerinden bir izdüşümdür bayram. Bayramda hissettiklerimiz. Gölgesizlik. Allah'ın bizden korku ve kaygıyı gidermesi... Bu anları kaçırma kardeşim. Bu anları küçümseme, bu anlara burun kıvırma. Bayramı yok saymak bir edepsizliktir. Bir kendini bilmezliktir. Hatta belki bir çeşit gafletle, Allah'ın bağışını görmezliktir. Gözlerini aç. Gönlünü aç. Ellerini aç. Kucağını aç. Evini aç. Bugün iyi, helal, güzel, hoş şeylere kilit vurma günü değildir. Karartma yapılamaz. Şeytanı yenebilme kapasitemizin, imkanımızın simgesi günlerdir bu günler. İnşallah onu bir süreliğine de olsa mağlup etmişizdir. İnşallah kalbimizi Allah'ın emrettiği ve razı olduğu amellerle Beytullah eylemişizdir. Bunu birazcık da olsa başarabilmişsek zaten bize bayram. Başaramadığına kaniysen mümin kardeşlerinin başardığına ve onların muvaffak olduğuna inanmak hüsnü zannın bir gereğidir. Onlara katıl ve sevinçlerine ortak ol. Abilerim, ablalarım! Bu sevinç, neşe, zikir günlerinden kaçış yok. Allah'ın, kardeşlerin ve senin için tezahür eden rahmetine, bir karşılık vermen boynunun borcudur. Bu borcu şükürle öde, duayla öde, cömertlikle öde, kardeşlikle öde, hal hatır sormakla öde, yardım elini uzatarak öde, darda kalmış kardeşlerine destek olarak öde, onları unutmayarak öde, aşk ile, iman ile öde!
Sen böyle yaparsan Allah cemaliyle, rahmetiyle, lütf-u keremiyle sana karşılık vermez mi bir daha, bir daha ve bir daha? Verir elbet. Kerim'dir O. Gaffar'dır O. Rahman-u Rahim'dir O. Vehhab'dır O.
En büyük devlet ve nimet
Bayram geldi ya; sanki her şey yeniden başlıyor. Sanki ahdini tazeleyen bir yağmur seni de yıkamış. Sanki içinde pırpır eden cennet kuşları var. Sanki yeryüzüne indirilmişsin, Havva'ya kavuşmuşsun ve tövben kabul olmuş. Sanki kurbanın kabul edilmiş. Sanki kardeşini katletmemişsin. Sanki Tufan'da ismet sahibi Kaptan'a uyup selamete ulaşmışsın. Sanki karanlık kuyulardan ve zindanlardan çıkıp Mısır'a Sultan olmuşsun. Sanki O'nunla Konuşan, seni kölelikten kurtarıp azat eylemiş. Sanki çölün kavurucu sıcaklığında ayağının değdiği yerden dünyanın en güzel suyu fışkırmış. Sanki bulutun gölgelediğini ilk farkeden sen olmuşsun. Sanki son Elçi'yi görme şerefine nail olmuşsun ve O bütün günahlarına rağmen sana gülümsemiş. Bundan büyük devlet ve nimet mi olur?
İşte eğer dünyadayken bu fırsatları ganimet bilip bu bahtiyarlığı yaşadıysan inşallah ahirette de Habibüllah'a komşu olup Cemalüllah'la müşerref olursun. Allah'ın tayin ve tesbit ettiği bayramın kadrü kıymetini bilip buna göre davranırsan, bir büyük dirilişle dirilirsen, yola revan olursan, bu mübarek günleri imkan ve fırsat sayıp tövbe edersen; seni kim tutabilir? Çelme taktığın nefsine ve şeytana fazla yüz verip kapılmazsan, hayır kapıları sana açılmaya devam edecektir inşallah. Öyleyse bir daha hep beraber söyleyelim:
Allah Allah Allah
Allah Allah Allah
Vakt-i şerifler hayr ola
Hayırlar feth ola
Şerler def ola
Kulüb-ü âşıkân küşad ola
Demler, safalar ziyade ola
Huuuuuuu....
Uşşak Nefes ve Bayram O Bayram Ola - Ahmet Özhan:
Mustafa Nezihi Pesen, müslümanların bayramını sevinçle tebrik ediyor