Çanakkale Savaşı, hem kendi tarihimizde hem de dünya siyasi tarihinde önemli kırılmalara yol açmıştır. Bu savaş bütün yokluklara rağmen askerlerimizin iman ve vatan sevgisiyle kazandığı bir zaferdir. Bizler bu zaferi daha henüz 12’sinde olan çocuklarla, mekteplerindeki kitapları bırakıp savaşa koşan öğrencilerle, 272 kiloluk mermiyi sırtlanan Seyid Onbaşılar ve nice isimsiz kahramanlarımızla kazandık. Bu zafer, kuşkusuz ki Kurtuluş mücadelemizde önemli rol oynamıştır. Çanakkale Savaşı’nı ve zafere giden süreci anlatan bazı kitapları derledik.
Çanakkale 1915 - Haluk Oral, Peter Pedersen, Julian Thompson
Çanakkale 1915 kitabında, savaşa katılan üç ülkeden üç yazar kendi görüşleri ile kendi askerlerinin hikâyelerini kaleme alıyor. Kitapta, kanlı çatışmada askerlerin verdikleri yaşam mücadelesi, yemek sıkıntıları ve bulaşıcı hastalıklar ile mücadeleleri anlatılıyor. Yazarlar, Çanakkale harbinin kendi ülkeleri için ne anlama geldiğini şöyle aktarıyorlar: “Gelibolu Anzaklar için Anzak ruhunun doğum yeri, İngilizler için Churchill’in çöküşü, Türkler içinse Kurtuluş Savaşı’nın temellerinin atıldığı tarihi bir dönüm noktasıdır.”
İtilaf kuvvetleri, Çanakkale Boğazı üzerinden Osmanlı’nın başkentini ele geçirmeyi hedefliyorlardı. Düşmanlar, Türk askerlerinden daha fazla silaha ve gıdaya sahipti. Fakat Türk askerleri Gelibolu’da destan yazarak İtilaf kuvvetlerini bozguna uğratmış ve ağır kayıplar verdirmişlerdir. Kitap, savaş için önemli ve stratejik belgelere de yer vermektedir. Bu belgelerden birkaçı şöyledir: Mustafa Kemal’in Kanlısırt’ta verdiği taarruz emri, Türk seferberlik afişi, Anzak cephesindeki çıkarma noktalarını gösteren açıklamalı çizim…
Çanakkale Mahşeri - Mehmed Niyazi
Yazar, romanında Çanakkale zaferini derinlemesine işleyerek, Türk askerinin bölgede gösterdiği üstün kahramanlıkları kaleme almış. Kitapta Çanakkale zaferi için şöyle denir: “Türk’ün göğsündeki kat kat imanla ve kanının her damlasıyla verdiği cevabın destanıdır.”
İtilaf kuvvetleri, Türk askerinden sayı olarak oldukça fazla, silah ve teçhizat bakımdan oldukça güçlülerdi. Müttefikler, Çanakkale’de deniz donanmalarına oldukça güveniyorlardı. Öyle ki Limni, Bozcaada ve Gökçeada’da üs kurarak, savunmalarımıza sürekli saldırıyorlardı. Düşmanın 276 topuna sadece 78 topla karşılık verebiliyorduk. Kitapta, bombalı saldırı sırasında Seyit Onbaşı’nın iman gücüyle 276 kiloluk mermiyi tek başına kaldırarak, düşman gemisini Çanakkale sularına batırdığı anlatılmaktadır. Çanakkale Mahşeri’nde, Anadolu coğrafyasındaki mayanın asla bozulmayacağının altı çizilerek; vatanı namus bilenlerin, “rükû” haricinde başlarını öne eğmeyenlerin destanı olduğu vurgulanır.
Yazar kitabında en yüksek rütbeli askerden en düşük rütbeli askere kadar savaşın her neferini anlatarak, okuyucularına onların iman güçlerini, vatan sevgilerini ve şehit olma arzularını aktarır. Yayımlandığı tarihten beri büyük ilgi gören kitap, savaşı ve yaşananları olduğu gibi anlatmaktadır.
Gelibolu Günlükleri - Jonathan King
Avustralyalı tarihçi Jonathan King, kitabında Çanakkale Savaşı’nda görev almış askerlerin mektuplarını ve günlüklerini derleyerek okuyuculara sunmuş. Yazar, Gelibolu çıkarmasıyla başlayarak, savaşın son gününe kadar yaşananları kaleme alıyor. Kitap, hem askerlerin yiyecek ve hastalıklar ile mücadelesini ele almakta hem de onların psikolojilerini incelemektedir. Savaşa başka bir boyut kazandıran anların da yaşandığını ifade eden King, kitabında Türk ve Anzak askerleri arasındaki insani hassasiyete de dikkat çeker.
Gelibolu Günlükleri, 240 gün süren savaşta gün gün yazılmış birçok günlük ve mektuptan derlenen bir kronoloji kitabıdır. Her an ölebileceklerinin farkında olan askerler, günlüklerine ve mektuplarına cephede yaşadıklarını yazarak, dünya savaş tarihine eser bıraktılar. Anzak askerinin Çanakkale Savaşında yazdığı günlüklerden biri olan: “Er Caddy- 177. Gün’de şu notu görüyoruz: Türkler öyle kötü insanlar değil. Birkaç gün önce Fransızca yazılmış bir mesaj gönderdiler, sigara karşılığında sığır eti konservesi istiyorlardı. Siperler bazı yerlerde sadece 15 metre uzaklıktaydı, bu yüzden birbirimizle haberleşmemiz çok kolaydı.”
Kitapta geçen bir başka anı ise rütbeli asker olan Üsteğmen Cozens’in “178. Gün” diye tarih düşerek aldığı şu not: “Gün içinde yiyecekleri karşılıklı olarak siperin çıkıntısına koyuyor ve gönderiyorduk. Bu sabahın ilk saatlerinde Türklerle bizim arkadaşlar arasında sıradışı bir dostlukla değiş tokuş yapıldı. Bizim çocuklardan bazıları doğruca düşman siperlerine gidip konserve, reçel, sigara vb. takas ettiler. Yapılanlar her şeyiyle çok güzeldi ve buradaki savaşın ne kadar gereksiz olduğunu gösteriyordu.”
Safiye Hüseyin - İsmail Bilgin
Kitap, Çanakkale’de kahraman askerlerimizin üstün azim ve başarılarını anlatırken onların yanında görev yapan ilk Türk hemşiremiz Safiye Hüseyin’in savaş alanındaki mücadelesini de aktarmaktadır.
Yazar İsmail Bilgin, kahraman hemşire Safiye Hüseyin için şunları söyler: “Bu memleketin evlâtları, vatan için hiç sakınmadan en onulmaz yaraları alırken, onlara var gücüyle destek olan bir kadın kahramandır.” Safiye Hüseyin, cepheye koşan kahraman askerlere, cephe gerisinde önemli bir destek vermiştir. Bilgin, kadın hemşirenin ölmeyi göze aldığını söyler.
Kitapta Safiye Hüseyin şöyle demektedir: “Besim Ömer Paşam, yiğitlerimizin yarasını sarmak gibi bir ulvi görevi yerine getirme saadetini tecrübe etmeme izin veriniz. İyileştirdiğim her yara benim için küçük bir madalya olacaktır. Bu hizmete koşarken hiçbir ödül beklemediğimi açık ve kesin bir dille ifade etmek isterim. Görevimiz efendim… Görevden de hangi şartlar altında olursa olsun kaçmam. Kaçamam. Canlarını sakınmayan bunca yiğidin yarasını sarmak için gitmekten ben neden imtina edeyim? Yolumuzda denizaltılar olsa bile. Ne fark eder? Ne gam ki Besim Ömer Paşam… Şunu iyi biliniz Paşam, içime doğmaktadır ki Rabbim bizi bu görevimizin aciliyetinden, öneminden dolayı inşallah koruyacak ve esirgeyecektir. Gözetecektir. Oraya sağ salim gideceğiz ve yaralılarımızı alıp İstanbul’a yine sağ salim döneceğiz…”
Çanakkale Cephesinde Bir Müderris - Abdullah Fevzi Efendi
‘Çanakkale Cephesinde Bir Müderris’ kitabında savaşı bir müderris gözüyle okuyoruz. Yazar Abdullah Fevzi Efendi, savaş boyunca şahit olduğu anları günlük şeklinde yazarak dünya savaş tarihi için farklı bir eser bırakıyor.
Konya’da müderris olan Fevzi Efendi, Çanakkale savaşına gönüllü katılarak düşmana karşı savaşıyor, savaşta askerlerin cepheden cepheye sevkleri sırasında tanık olduğu her olayı kaleme aktarıyor. Yazar, savaş ortamında hayatında ilk kez gördüğü yerlere dair yaptığı çıkarımlarla kendisinin çok boyutlu düşünme gücünü de ortaya koyuyor. Bir müderris olarak, yazdığı her anı sebep- sonuç ilişkisiyle anlatıyor.
Allahaısmarladık - İbrahim Naci
Kitap, Çanakkale’de 21 yaşında şehit olan İbrahim Naci’nin tuttuğu günlüklerden oluşmaktadır. Şehit Naci, günlüğüne şu notu düşer: “Defterime acı hatıralarımı yazıyorum. Fakat bu satırları ailem okuyabilecek mi?” Çanakkale kahramanı İbrahim Naci, savaşta günlük tutmaya başladığı 29. günde şehit oluyor. Şehidin günlüğündeki son satır şöyledir: “Muharebeye girdik. Milyonlarla top ve tüfek patlıyor... Şimdi birinci onbaşım yaralandı. Allah’a ısmarladık...”
Şehit askerin günlüğünde Yüzbaşı Bedri Bey, “Zavallı Naci! Evladım gibi sevdiğim yavrum. Defterine emanet ettiğin gizli duygularını bir peder, bir ağabey yakınlığı ile okudum. Bundan dolayı bana darılmaz ve hatalı bulmazsın değil mi?” diyor ve sonra deftere savaşla ve askerlerle ilgili düşüncelerini yazıyor. Yüzbaşı Bedri Bey de son cümlesini tamamlayamadan şehit oluyor. Cümle virgül ile yarıda kalıyor. Günlük, defterin başındaki adrese yollanarak, İbrahim Naci’nin ailesine ulaştırılıyor.