Günlük hayatta alanında uzman olmayan kişilerden dahi sıkça duyduğumuz bir kelimedir travma. Bilhassa ebeveynler, en ufak bir olumsuz yaşantının dahi çocuklarda travmaya sebep olabileceğini pervasızca dile getirirler. Peki, hakikaten her olumsuz yaşantı travma mıdır? Hangi deneyimler travmatiktir, hangileri değildir? Ne gibi semptomları olur travmanın? Önce bunlara cevap bulalım, sonrasında da kullanılan tedavi yöntemlerine hep birlikte göz atalım.


Travmanın tanımı

“Travma” sözcüğü yaralanma anlamına gelir. Bu anlamıyla, tıp alanında kemik ya da doku (örneğin kafatası ya da beyin travması) hasarlarını içeren fiziksel yaralanmaları tarif etmek için kullanılır. Ruhsal ve duygusal alanda ise; algılama, hissetme, düşünme, hafıza ya da hayal kurma gibi süreçlerin belli dönemlerde ya da uzun vadede işlevleri belirgin derecede kısıtlanmışsa ve normal olarak işlev görmüyorsa ruhsal bir yaralanmadan söz ediliyor demektir. Bizim bu yazıda inceleyeceğimiz psikolojik travma olacaktır.

Travmayı sınıflandırmak için farklı çalışmalar yapılmıştır. Bunlardan birisi, sıkça alıntı yapılan ve iki farklı travma tipinden bahseden Leonore Terr’inkidir: ‘‘Tip 1: Bunlar, hayat ve organlar için şiddetli tehlike oluşturan kısa, ani ve beklenmedik olaylardır. Tip 2: Çaresizlik ve güçsüzlük yaratan, sıkıntı verici devamlılık arz eden ve tekrarlayan durumlardır. Tip 1 travmanın örnekleri olarak kazalar (örn. araba veya tren kazaları), suç teşkil eden şiddet (örn. tecavüz, silahlı saldırı) ve kısa süreli doğal afetler (örn. kasırga, sel, çığ) sayılabilir. Tip 2 travmaları, işkence, savaş esiri olma, cinsel ve fiziksel istismar veya zorbalığa maruz kalma gibi deneyimleri kapsar. Tip 1 deneyimleri, kısa ve bir defalık olaylarken Tip 2 travmaları yıllarca etkili olabilir. Örneğin bir çocuğun babası tarafından sürekli cinsel olarak istismar edilmesi veya sınıf arkadaşlarının zorbalığına maruz kalması gibi.’’ Kısaca travma tiplerini bu şekilde izah edebiliriz.

Peki, yaşanılan her travmatik olay, travmatik bir etki oluşturur mu, şimdi bunun cevabını vermeye çalışalım. Öncelikle göz önünde bulundurmamız gereken nokta, yukarıda bahsettiğimiz travmatik deneyimleri yaşayan herkesin bundan olumsuz etkilenmeyeceğidir. Bu durum kişiye göre değişmektedir. Yaşanan olay, kişinin bedensel bütünlüğüne, hayatına yönelik bir tehdit oluşturup günlük akışını bozuyorsa burada travmadan söz etmek mümkündür. Travmatik olayın üzerinden en az 3 ay geçtiği hâlde çeşitli belirtiler devam ediyorsa Travma Sonrası Stres Bozukluğundan söz edilebilir. Burada bir uzman desteğine başvurmak gerekecektir.


Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)

Doğrudan travmatik olaylar yaşama, başkasının başına gelen olayları doğrudan görüp buna tanıklık etme, bir aile yakının ya da yakın bir arkadaşının başına travmatik olaylar geldiğini öğrenme, travmatik olayların sevimsiz ayrıntılarıyla yineleyici bir biçimde ya da aşırı bir düzeyde karşı karşıya kalma. Yukarıda saydığımız belirtilerden birini veya birden fazlasını yaşayan kişide şu semptomlar da görülüyorsa TSSB’den bahsedilebilir:

 -İnsanlara ya da nesnelere karşı sözel ya da sözel olmayan saldırganlıkla dışa vurulan kızgın davranışlar ve öfke patlamaları.

-Sakınmaksızın davranma ya da kendine zarar veren davranışlarda bulunma.

-Her an tetikte olma.

-Abartılı irkilme tepkisi gösterme.

-Odaklanma güçlükleri.

-Uyku bozukluğu (uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük ya da dingin olmayan bir uyku uyuma)

-“Flashback” veya “Geçmişe dönüş” denilen travmatik olayların yeniden oluyormuş gibi hissedilmesi.

-Travmatik olaylarla ilgili ya da yakından ilişkili, sıkıntı veren anılar, düşünceler ya da duygulardan kaçınma ya da uzak durma çabaları.

-Süreklilik gösteren olumsuz duygusal durum (korku, dehşet, öfke, suçluluk, utanç gibi)

-Depersonalizasyon; kişinin zihinsel süreçlerinden ya da vücudundan koptuğu duyumunu yaşadığı, sanki bunlara dışarıdan bir gözlemciymiş gibi baktığı, sürekli ya da yineleyici yaşantılar.

-Derealizasyon; çevredekilerin gerçekdışı olduğuna ilişkin sürekli ya da yineleyici yaşantılar.

Bu semptomlar üç aydan kısa sürerse akut, üç aydan fazla sürerse kronik TSSB olarak isimlendirilir. Bir de travmatik yaşantıdan 6 ay sonra ortaya çıkan şekli vardır ki, ona da gecikmeli başlangıçlı denilmektedir.


Travma tedavisinde kullanılan yöntemler

Travmanın iyileştirilmesinde farklı yöntemler kullanılmaktadır. Bunlara örnek olarak EMDR Terapisi (Eye Movement Desensitization Reprocessing/Göz Hareketleri Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme Terapisi) ve Bilişsel Davranışçı Terapi en sık kullanılan tekniklerdendir.

Kişinin kendi beyin dalgalarını değiştirmesine destek olan öğrenme stratejisi olarak nitelendirilen “Nörofeedback” de travmanın tedavisinde kullanılmaktadır. Hatta Amerika’da savaş gazileri ile yapılan bir çalışma, nörofeedbackin, gazilerin travmalarını çözme noktasında fayda sağladığını ortaya koymuştur. İlaç tedavisinin de travmayı iyileştirici etkisinin olduğu bilinmektedir. Tedavi sürecinde genellikle antidepresanlar kullanılmaktadır.

Çocuklarda travma üzerine çalışılacaksa eğer burada ise oyun terapisinden bahsedebiliriz. Seneler önce Suriyeli mülteci çocuklara psikososyal destek veren bir kurumda gönüllü ablalık yapmıştım. Savaşa şahit olan çocuklarda travmanın etkisini görmemek mümkün değildi. Oradaki psikologlardan birisi kullandıkları yöntemleri şu şekilde anlatıyordu:

“Bilişsel davranışçı yöntemlerde kullandığımız karşılaştırma, yüzleştirme ya da ‘exposure terapisi’ vardır. Kişiyi travmatik anıyla tekrar tekrar yüzleştirmek ve duyarsızlık kazandırmak. Oyun terapisinde çocuğun yaptığı da exposure türü yüzleşmedir. Yaşadığı travmatik anıyı oyun yöntemiyle tekrar tekrar yaşayarak o olaya karşı duyarsızlaşıyor diyebiliriz.”

Son olarak şunu da ilave edelim: Travmada iyileşme süreci kişiye göre değişkenlik gösterebilir. Kimisinde birkaç haftada düzelme görülürken kimisinde travmatik semptomlar, aylarca hatta yıllarca devam edebilir. Önemli olan travma hakkında doğru bir farkındalığa sahip olmak ve gerekliyse tedavi süreci için gereken adımları atmaktır.

Fatma Betül Solmaz
İstanbul Üniversitesi PSİKOLOJİ Bölümü

Hüma Dergisi


DİPNOTLAR:

1 Prof. Dr. Franz Ruppert, Travma, Bağlanma ve Aile Konstelasyonları, Kaknüs Yayınları

2 Maddeler DSM-5 Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabından alınarak özetlenmiştir. Detaylı bilgi için kitaba başvurabilirsiniz.

3 https://www.e-psikiyatri.com/neurobiofeedback-in-travma-cozucu-etkisi

4 https://www.yenisafak.com/dunya/travmali-kalpleri-tedavi-edecekler-2173092