Kitap

Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız

Duygular bize ne söyler? Ya da onlar bedenimizin bize uyarıda bulunmak için gönderdiği mesajlar olabilir mi? Alice Miller Beden Asla Yalan Söylemez kitabında bu soruları terapi hikayeleri üzerinden anlatmış. Özlem Şener yazdı.

“Duygular, bir lüks değildir; varoluş mücadelesi sırasında uzatılan karmaşık bir yardım elidir” diyen Damasio’nun sözü ile başlar kitap ve üzerini örterek altında kalınan duyguları biraz olsun gün yüzüne çıkarabilmenin yollarını anlatarak devam eder. 20 yıl boyunca psikanalist olarak çalışan Alice Miller, daha sonra çocuk araştırmaları sonuçları üzerine 13 kitap yazmıştır.

Miller, yetişkin halimizde hatırlamadığımızı sandığımız ancak çocukluğumuzda içimize hapsettiğimiz duyguların geleceğimizi nasıl da zehirlediğini anlatır bu kitapta. “Tecrübelerim bana sunu öğretmiştir; kendi bedenim, daha fazla özerklik ve özgüven kazanmamı sağlayan bütün bilgilerin kaynağıdır. Yalnızca çok uzun süre içimde hapsolmuş duyguları hissetmeme izin verdiğim zaman, geçmişimden kurtulmaya başladım. Hakiki duygular asla zorla hissedilemez. Yalnızca varlardır ve var olmalarının bir sebebi vardır, bu sebep çoğunlukla gizli olsa da.” ifadeleriyle bir beden hafızasını ortaya koyar aynı zamanda.

Bedenin isyanı dikkate alınmalıdır

Geçmişin izlerini taşıyan ruh, beden üzerinden bir boşalımyaşar ve özerkliğine kavuşur. Büyürken yakın ilişkilerdeki kutsanmışlığın ve bireyin kendi gerçekliğiyle yüzleşmesindeki zorluklara tanık olacaksınız kitabın hemen her bölümde. Bu zorlukların bir gün beden üzerinden isyan bayrağını sallandıracağını Miller su sözlerle dillendirir:

“Çocuklukta yaşanan acılarla yüzleşememe, hem dini itaat, kinizm ve ironi seklinde hem de felsefe veya edebiyat kılığında gizlenen kendine yabancılaşma biçimlerinde görülebilir. Ancak beden, eninde sonunda isyan edecektir. Uyuşturucuların, nikotinin, ilaçların yardımı ile geçici olarak bastırılabilse de son sözü genellikle o söyler, çünkü özellikle zihin yabancı bir ben olarak işlev görmek üzere eğitildiyse, kendini kandırma zihne kıyasla bedende daha kolay görülür. Bedenin verdiği mesajları yok sayabilir ya da onları ciddiye almayabiliriz, ancak bedenin isyanı dikkate alınmalıdır. Çünkü bedenin dili, kendi benliğimizin ve canımızın gücünün samimi bir ifadesidir.”

Bu kitabın sayfalarında yer verilmiş terapi hikayeleriyle belki kendinize dönecek, biraz olsun kendi canınızın yanmasına izin vereceksiniz; canınızın yanması geçsin diye… Keyifle ve hislerinize kulak vererek okuyacağınızı umduğumuz kitap, güzel bir Türkçe ile dilimize kazandırılmıştır.