Yaşasın kutsal Whatsapp okul grupları!

Şimdilerde şezlonglarda bebeleriyle yayılan annelerin, işten gelince klimaların altında Nirvana’ya ulaşan babaların hipofiz bezlerindeki salınımları belirleyen bir gündem, ufukta belli belirsiz görünmeye başladı: Okulların açılmasına az kaldı.

Yaz tatilinde çocuklara etkinlik yapmaktan, götürecek atölye, avm, sinema, park, bahçe, havuz, deniz, akraba ziyareti; kapı kapı dolaşan, “Gitar, piyano, keman, ney; ne olursa çalsın yeter ki birkaç saat ırak olsun” kabilinden her türlü dersi, aktiviteyi topa sokarak kan ter içinde kalan anneleri yatıştıran bir durum olsa da bu; birkaç açıdan uykuları kaçırmaya muktedirdir. Nedir o açılar, efendim nereden bakarsak bakalım; bir kere cepten tek seferde çocuk başına astronomik bir likitide çıkışı olacaktır. Biz masraf kalemlerini ne kadar tutarlı, tutumlu, kıyaslamalı, akıllı, usturuplu, terbiyeli vs. kırk takla atarak belirlersek belirleyelim; günün sonunda kurbanlık koyun kıvamındaki teslimiyetimiz görülmeye değerdir. Kırtasiye masrafıydı, okul bağışıydı, servis ücretiydi, forma alışverişiydi, özel okulların ayrı, devlet okullarının ayrı anlaşmalarla belirlediği; “Ama bakın, hiç yormıycaz sizi, internetteki şu bağlantıyı tıklamanız ve onaylamanız yeter.” diyerek tarafların razı olduğu ve neredeyse bir kira bedeline mahsuben o soygun vuku bulacak; o hesap hareketleri ensemizdeki sinsi ürpertilerin müsebbibi olacaktır. Yaz boyu “birikim yaptığımız sanrısı”yla yaşadığımız ufak çaptaki rahatlama seanslarımız da sabun köpükleri gibi eriyerek: “Yazın yediğimiz hurmalar, Eylül’de banka hesaplarını tırmalar.” halk deyişini literatüre kazımış olur.

Tüm bunların akabinde ve detayında kimselerin tahmin etmediği ancak özellikle ilk kez okul macerasına atılan ebeveynlerin tâbi tutulacağı bir test süreci vardır ki kıldan ince kılıçtan keskin bu köprünün geçiş bedeli çok ağır faturalara mâl olabilir: Kutsal Whatsapp okul grupları! Hiç öyle: Aaa, ne var ki bunda istemezsen katılmazsın, silah zoruyla ite kaka eklemiyorlar ya!” falan demeyin bu grupların yaptırım gücü, bir Pentagon’da bir de işte belki Hitler’in spesifik yöntemlerinde görülmüş olabilir.

Evvelinde alacağınız tavır, âhiriniz için çok mühimdir; balık baştan kokacak; annelik kariyerinizin imajlara yansıyacak kaderî boyutu, o ilk aşamada tayin edilecektir. Şimdi efendim; öncelikle şaptı şekerdi, çiçekti böcekti, hemencecik kaynaşıveren; “Communication is forever!” stayla ilk gaza gelen/grubu kuran “ucuz kahraman” annemiz, nasıl bir göreve soyunduğunun farkında değildir. Bir tane kendini bilmez fedakârlık abidesi ya da diyelim ki yapacak daha önemli bir işi olmayan biri çıkar ve grubu kurar, tamam ama öbürlerini de evvel-ebed çırpındıkça batacakları bu balçık havuzun içine atar. Annelerin kategorileri daha baştan belli olur; işi gücü çok olan, çekimser anneler; kibirli, çok istekli görünenler; meraklı, orta karar tutturmaya çalışanlar ve tam tersi müzmin kararsız olanlar… Neyse efendim, en masum ve yalın gerekçeyle diyelim ki olup bitenden haberdar olmak için gruba dâhil oldunuz; o masum gerekçeniz, daha ilk günden Demokles’in kılıcı olup tepenizde sallanmaya başlayacaktır. Okul alışverişleriyle ilgili detayların paylaşılmasıyla başlayan bu süreç; mataraların marka tayinlerinden, ayakkabı fiyatlarının kıyaslarına, ikinci çocuğa bakıcı ilanlarından öğretmenlerin performansına, kaybolan formaların görsel paylaşımlarından hafta sonu etkinliklerine doğru fizik kurallarını ihlal eden uzun sıçrayışlarla mahremiyet filtrenizi çoktan delmiş olur. Bu, öyle bir hareket alanıdır ki gelen herkesi ve her türlü veriyi içine alan; aldıkça genişleyen, kendisine yeni alanlar, başlıklar, gündemler tanımlayan ana rahmi gibi bereketli, Çukurova gibi mümbit, elini verenin kolunu kaptırdığı… Gece, telefonu sessize almayı unutarak öylesine sızıp kaldığınız bir demde sizi, vahiy gelmişçesine âni bir dürtüsellikle uyandırarak üç/beş saatin içinde iki yüz elli tane mesajın biriktiğine o fâni gözlerinizi şahit eder. Peki n’olmuş olabilir? İşte ya hafta sonu veletlerden birinin doğum günüdür, parti davetiyeleri, kostüm, pasta, palyaço, mekân görselleri havalarda uçuşuyordur ya da şuursuz annenin biri Pandora’nın kutusunu açmış, çocuğunun bebeklik fotoğrafını paylaşmıştır; öbürleri durur mu, onların neyi eksiktir? Efendim; “Hey gidi günlerdir”, “Ne çabuk büyüdüler şekerimdir”, “Zaman ne de çabuk geçiyor Mona”dır, “İki damla yaş süzülür, sarı kâğıda”dır, Allah hepinizin müstakını versindir! Âhir ömrünüzde sizi hiç ilgilendirmeyen bu detaylara gerektiği ölçüde ve yüksek perdeden icabet etmemek, o kritik duyguyu en doğru iletecek emojileri koymamak ya da hasbelkader mesajları atlamış olmak; idam fermanınızı imzalamak olur. Annelerin hepsi mesajlara döndü ve içlerinden bir tek siz senkron olarak dönemediniz diyelim, size tanınan gayri resmi süre; sekiz saattir. Zaman aşımından davanın düşeceğini sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz, sizi ne aforoz ederler ne de içlerine alırlar, ayrık otu gibi senenin sonuna kadar sürünürsünüz hafazanallah!

Bu mayınlı arazide düşe kalka ilerlerken en doğru hamleleri yapmak elbette bir ustalık işidir, neticede Yavuz Sultan Selim’le Şah İsmail’e tanınan süre, Uzay Çağı’nda size tanınmayacaktır. İşin aslı; siz ne kadar ihtiyatlı ve soğukkanlı olursanız olun; bir yerden sonra iradeniz tamamen saf dışı kalacak ve başkalarının dürtüleriyle kendi kurallarını dayatan bu sözde mutabakat zemini, sizi de kendi ritminin önüne katıp götürecektir. İşin bir yerinde çemberin dışına çıkıp olup biten müptezelliğe baktığınızda aynalara bakamaz hâle gelmişsinizdir ama ne gam! Yeter ki yaşasın Whatsapp grubu anneleri!

O hâlde yeni eğitim ve öğretim yılı hepimize hayırlı olsun.